2026’da Yakından İzlenecek Çatışma Bölgeleri: The Economist’in Kritik 7 Suyu

The Economist dergisi, 2026 yılında dünya genelinde dikkatle izlenmesi gereken 7 kritik çatışma bölgesini derinlemesine analiz ediyor. Çin–Tayvan gerilimi, ABD-Çin dengesi ve küresel güvenlik açısından taşıdığı risklerle öne çıkıyor.

Çin–Tayvan başlığı altında, kısa bir geçmişten bugüne uzanan gerginliklerin nabzı tutuluyor. 2022’de Tayvan ziyaretinin ardından artan tansiyon, Çin’in askeri müdahale tehdidini güçlendirdi. Analizde, tam bir işgal yerine abluka ihtimalinin daha baskın olduğu ve böyle bir adımın Washington ile Beijing arasındaki ilişkileri çok daha kırılgan hâle getireceği vurgulanıyor. Ayrıca, Trump döneminde ABD’nin Tayvan’a desteğinin zayıflaması olasılığının Çin’i daha agresif adımlar atmaya itebileceği belirtiliyor.

Hindistan–Pakistan ikilisi ise, iki ülke arasındaki sınır ötesi eylemlerin ve Keşmir bölgesindeki ağır çatışmaların etkisiyle kırılgan bir döneme giriyor. 26 turist vakasında olduğu gibi olayların kamu güvenliği ve ekonomik büyümeyi etkilediği şu günlerde, iki tarafın askeri güç dengesinin ince bir dengeye oturduğu ifade ediliyor. Dergi, ABD’nin Hindistan ile yürüttüğü ticari süreçlerin ve arabuluculuk çabalarının bu gerginliği nasıl şekillendirdiğini analiz ediyor.

Rusya–Ukrayna savaşında görülen ağır kayıplar, savaşın yıpratma denklemine dönüştüğünü gösteriyor. Avrupa ve küresel güvenlik için iki savunma senaryosu üzerinde duran The Economist, Ukrayna cephesinde çöküş ihtimali ya da Rusya’nın petrol ve enerji altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle büyük bir sarsıntı olabileceğini belirtiyor. Her iki durumda da sonuçlar küresel ölçekte önemli sonuçlar doğuracak şekilde öne çıkıyor.

İsrail–Gazze bölgesinde, çatışmanın yeniden alevlenme ihtimali masada. Gazze’nin büyük ölçüde hasar gördüğü notu, İsrail’in bölgeyi kontrol etme kapasitesiyle birleşince, bölgenin yeniden bölünmüş bir yapıya kavuşması senaryoları üzerinde duruluyor. Ateşkesin hangi anlarda bozulabileceği üzerinde durulurken, uluslararası barış gücü olasılığının bölgede yeniden inşa sürecine katkı sağlayabileceği de işaret ediliyor.

Kongo–Ruanda hattında etnik gerilimler ve zengin maden kaynakları gerilimi tetikleyebilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Ruanda’nın M23 isyancılarıyla ilişkisi ve Goma’nın gücü, önümüzdeki dönemde çatışmanın boyutunu değiştirebilecek potansiyelde değerlendiriliyor. Altın, kobalt gibi değerli madenler bu gerilimin kışkırtıcısı unsurlar olarak vurgulanıyor.

Sudan çatışması, SAF ve HDK arasındaki savaşın şiddetini sürdürmesiyle milyonlarca sivilin güvenli bölgelere kaçma çabalarını etkiliyor. Bölgesel aktörlerin tutumları çatışmanın seyrini belirleyen kritik rolü üstlenirken, insani krizler derinleşiyor.

Venezuela–ABD ilişkileri ise uyuşturucuyla mücadele çerçevesinde artan gerilimlerle şekilleniyor. Venezuela’ya yönelik olası hava operasyonları konuşulurken, Maduro yönetiminin Guyana’daki Essequibo bölgesindeki hak iddialarını sürdürmesi ABD ile olan doğrudan karşılaşma riskini artırıyor. Dergi, bu başlık altında bölgesel istikrar için uluslararası müdahalelerin ve baskı politikalarının nasıl bir rol oynayabileceğini inceliyor.