BoJ Tahvil Piyasasında Artan Olası Faiz Artışı ve Japon Yeninin Değer Kaybı Üzerindeki Kısa ve Uzun Vadedeki Etkiler

Enflasyonist baskıların güçlenmesi ve Japonya’da yenin değer kaybetme eğilimleri, BoJ’un ek faiz yükselişi konusunda piyasada geniş çaplı beklentileri besliyor. Ocak ayında politika faizini %0,50’ye çeken merkez Bankası’nın son toplantılarda değişim yapmadığı bir dönemde, yeni Başbakan Takaichi Sanae’nin genişleyici mali politikalara olan desteği, enflasyon dinamiklerinin sürmesini tetikleyebilir görünümünü güçlendiriyor.

Bu durum, yatırımcıların sabit getirili varlıklardan çıkıp Japon devlet tahvillerine olan talebini azaltmasıyla sonuçlanıyor. Aralık başı itibarıyla uzun vadeli tahvil getirilerinin yükseldiği ve 20 yıllık tahvil getirisinin %2,93 ile 1998’den bu yana en yüksek seviyeye, 30 yıllık tahvil getirisinin ise %3,41 ile 1999’dan beri en yüksek seviyeye ulaştığı gözlemlenmektedir. İş Portföy Başekonomisti Hande Şekerci’ nin değerlendirmesine göre, bu hareketler kamu harcamalarındaki hızlanma ile BoJ’un faiz artışına ilişkin beklentilerin birleşiminden kaynaklanıyor.

BoJ’un varlık alımlarını kademeli olarak azaltma yönündeki tercihinin enflasyonun yeniden ivme kazanması ve parasal genişlemenin ekonomik aktivite üzerindeki desteğinin azalmasıyla ilişkilendirilmesi, tahvil piyasasında baskıyı artırıyor. Bu çerçevede, BoJ’un stokunun yarısından fazlasını elinde bulundurması ve faiz artırım sürecini yönlendirme çabaları, yatırımcı davranışlarını etkileyen ana dinamikler arasında yer alıyor.

Hazine’nin yaklaşık 135 milyar dolarlık mali teşvik paketi için bazı kalemler ilave ihraç ihtiyacı doğurduğunda, uzun vadeli borçlanma yerine 2-5 yıl vadeli tahvil ihraçlarına yönelmesi haberlere yansıyor. BoJ’dan yapılan açıklamalar ise aylık tahvil alımlarının azaltımının sınırlı olacağına işaret ederken, gerektiğinde alımların yeniden artırılabileceğini belirtiyor.

ABD tarafındaki gümrük vergileri ve bunun Japonya’daki ihracat üzerindeki etkileri incelendiğinde, otomobil ihracatçıları için fiyat indirimlerinin rekabet gücünü kısa vadede koruduğu ancak uzun vadede ihracat baskısının sürmesi olasılığı bulunuyor. Şekerci, 30 yıl ile 10 yıl vadeli tahvil getirileri arasındaki farkın yaklaşık 140 baz puan olduğunu belirterek, bu farkın İngiltere ve ABD’deki benzer ölçütlere kıyasla daha yüksek olduğunu vurguluyor.

Özetle, piyasa öngörüleri, 19 Aralık’ta politika faizinin %0,75’e yükselerek son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaşması yönünde. Böyle bir adımın, Japon yeninin dolar karşısında değer kaybını sınırlayıcı bir etki yaratması bekleniyor. Ayrıca ABD tahvil piyasasının Japonya’daki gelişmelere olan duyarlılığının artmasıyla küresel ölçekte finansal koşulların yakından izleneceği öngörülüyor. Japon yatırımcılar portföylerini yeniden yapılandırırken, iç borçlanma senetlerinin değerlemeleri nedeniyle zarar riskleri ve mali kaygılar da küresel etkileri beraberinde getiriyor.