Çizgi Projesi: Çölün Parçalanan Umudu ve Yıkımın Hikayesi
Çölün ortasında yükselen dev bir hayalin izleri, 170 kilometrelik bir şehri andıran The Line için atılan adımlarda belirginleşiyordu. Her şey enerjiyle dolu bir vizyonla başlasa da, yerden 500 metre yükselen gövdenin ardında üniversiteler, hastaneler, dükkanlar ve dev bir hızlı tren hatı da konulacaktı. 9 milyon kişinin huzur içinde yaşayacağı bir gelecek tasavvur ediliyordu; uçaklar sıraya girer, dev gezinti gemileri incelenen marinada konaklar ve marinanın üzerinde sarkıtılan 30 katlı yeşil kristal yapı adeta bir avize gibi gökyüzüne asılı kalacaktı.
Ancak Selman’ın vizyonu, gerçekliğin ağırlığıyla karşılaştığında sadece bir hatıraya dönüştü. İŞÇİLER DETAYLARIYLA ANLATTI Proje ilk kez 2030’a kadar biteceği söylenerek sunulmuştu ve bu hedef için 1.5 trilyon dolarlık bir bütçe ayrılmıştı; fakat ekonomik gerçekler, yönetimdeki eksiklikler ve fizik kurallarının bir yana çekilmesi, projenin kaderini değiştirdi. Neticesinde, devasa tema boş temeller ve onarım bekleyen konteynır şehirler olarak kaldı. Selman ise bu masalı bir kenara itti; en azından işçiler, dünyanın en büyüğü olarak lanse edilen projeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmaya devam ettiler.
TABİATA MEYDAN OKUDULAR Proje ilk kez Davos’ta duyurulduğunda, üstüne kurulan söylemler havada kaldı. 170 kilometrelik hat boyunca hareket eden hızlı trenin şehir boyunca 20 dakikada yol alacağı, 30 katlı bir yapının köprüden ters asılması fikrinin ise “dünya dönüyor” diye haykırdırtacağı iddia edildi. Yetkililerin bu iddiaları, mimarların tepkileriyle karşı karşıya kaldı; bazıları, yapının sallanacağı uyarısını dile getirdi.
TABİAT KAZANDI Havuz şeklindeki marina, suyu sağlayacak olsa da yapay alanların içindeki suyun bozulması ve 9 milyon kişinin istilası için gereken güvenli yaşamın sağlanamaması endişesini doğurdu.
Mimarlar ve mühendisler arasında, atıf yapılan çözümlerin uygulanabilirliği üzerine tartışmalar sürerken, proje bütçesi hızla kontrolden çıktı. Başta 1.5 trilyon dolarlık maliyet, 4.5 trilyon doları buldu ve dünya çelik- beton stoklarının büyük bir kısmını bu projeye yönlendirmek gerektiği kaydedildi.
YATIRIMCI KAÇTI, PROJE KAĞITTA KALDI İlk 50 milyar dolarlık harcama sonrasında bölgede derin yarıklar ve yarım kalmış hendekler oluştu; yatırımcılar projeden çekildi. Neom’un kendisi “insanlık için yeni bir plan” olarak kaldı fakat gerçeklik bu sözleri boğdu. Başlangıçta 9 milyon kişi için konut hedefi varken, şimdi 500 bin kişilik bir yapı hedefi bile yatırımcıları tatmin etmedi. Projenin tamamlanmasının hala mümkün olabileceği düşünülse de, çoğu aktör için bu fikire yatırım yapmak anlamsız hale geldi.
TARİHİN EN BÜYÜK PARA TUZAĞI İnşaata dair heyecan yavaş yavaş sönünce, diğer projeler öne çıktı. Eski bir çalışan, “Herkes biliyor ki bu proje yürümeyecek,” ifadesini paylaşırken, artık ağızlarda sadece “Selman’ın söyleyeceği anı bekliyoruz” sözü kaldı. Bugün Çizgi’nin kalıntıları, uzayın bile görülebildiği bir gerçeğe dönüştü: yarım kalmış tüneller, devasa kazıklar ve zorlanmış marinalar, geçmişin hatırasını taşıyor. Bir kentsel ütopya olarak lanse edilen bu proje, hatıraların ve para tuzağının birleştiği bir anıt gibi tarihe geçti.
Çölün ortasında yükselen dev bir hayalin izleri, 170 kilometrelik bir şehri andıran The Line için atılan adımlarda belirginleşiyordu. Her şey enerjiyle dolu bir vizyonla başlasa da, yerden 500 metre yükselen gövdenin ardında üniversiteler, hastaneler, dükkanlar ve dev bir hızlı tren hatı da konulacaktı. 9 milyon kişinin huzur içinde yaşayacağı bir gelecek tasavvur ediliyordu; uçaklar sıraya girer, dev gezinti gemileri incelenen marinada konaklar ve marinanın üzerinde sarkıtılan 30 katlı yeşil kristal yapı adeta bir avize gibi gökyüzüne asılı kalacaktı.
Ancak Selman’ın vizyonu, gerçekliğin ağırlığıyla karşılaştığında sadece bir hatıraya dönüştü. İŞÇİLER DETAYLARIYLA ANLATTI Proje ilk kez 2030’a kadar biteceği söylenerek sunulmuştu ve bu hedef için 1.5 trilyon dolarlık bir bütçe ayrılmıştı; fakat ekonomik gerçekler, yönetimdeki eksiklikler ve fizik kurallarının bir yana çekilmesi, projenin kaderini değiştirdi. Neticesinde, devasa tema boş temeller ve onarım bekleyen konteynır şehirler olarak kaldı. Selman ise bu masalı bir kenara itti; en azından işçiler, dünyanın en büyüğü olarak lanse edilen projeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmaya devam ettiler.
TABİATA MEYDAN OKUDULAR Proje ilk kez Davos’ta duyurulduğunda, üstüne kurulan söylemler havada kaldı. 170 kilometrelik hat boyunca hareket eden hızlı trenin şehir boyunca 20 dakikada yol alacağı, 30 katlı bir yapının köprüden ters asılması fikrinin ise “dünya dönüyor” diye haykırdırtacağı iddia edildi. Yetkililerin bu iddiaları, mimarların tepkileriyle karşı karşıya kaldı; bazıları, yapının sallanacağı uyarısını dile getirdi.
TABİAT KAZANDI Havuz şeklindeki marina, suyu sağlayacak olsa da yapay alanların içindeki suyun bozulması ve 9 milyon kişinin istilası için gereken güvenli yaşamın sağlanamaması endişesini doğurdu.
Mimarlar ve mühendisler arasında, atıf yapılan çözümlerin uygulanabilirliği üzerine tartışmalar sürerken, proje bütçesi hızla kontrolden çıktı. Başta 1.5 trilon dolarlık maliyet, 4.5 trilyon doları buldu ve dünya çelik- beton stoklarının büyük bir kısmını bu projeye yönlendirmek gerektiği kaydedildi.
YATIRIMCI KAÇTI, PROJE KAĞITTA KALDI İlk 50 milyar dolarlık harcama sonrasında bölgede derin yarıklar ve yarım kalmış hendekler oluştu; yatırımcılar projeden çekildi. Neom’un kendisi “insanlık için yeni bir plan” olarak kaldı fakat gerçeklik bu sözleri boğdu. Başlangıçta 9 milyon kişi için konut hedefi varken, şimdi 500 bin kişilik bir yapı hedefi bile yatırımcıları tatmin etmedi. Projenin tamamlanmasının hala mümkün olabileceği düşünülse de, çoğu aktör için bu fikire yatırım yapmak anlamsız hale geldi.
TARİHİN EN BÜYÜK PARA TUZAĞI İnşaata dair heyecan yavaş yavaş sönünce, diğer projeler öne çıktı. Eski bir çalışan, “Herkes biliyor ki bu proje yürümeyecek,” ifadesini paylaşırken, artık ağızlarda sadece “Selman’ın söyleyeceği anı bekliyoruz” sözü kaldı. Bugün Çizgi’nin kalıntıları, uzayın bile görülebildiği bir gerçeğe dönüştü: yarım kalmış tüneller, devasa kazıklar ve zorlanmış marinalar, geçmişin hatırasını taşıyor. Bir kentsel ütopya olarak lanse edilen bu proje, hatıraların ve para tuzağının birleştiği bir anıt gibi tarihe geçti.
Çölün ortasında yükselen dev bir hayalin izleri, 170 kilometrelik bir şehri andıran The Line için atılan adımlarda belirginleşiyordu. Her şey enerjiyle dolu bir vizyonla başlasa da, yerden 500 metre yükselen gövdenin ardında üniversiteler, hastaneler, dükkanlar ve dev bir hızlı tren hatı da konulacaktı. 9 milyon kişinin huzur içinde yaşayacağı bir gelecek tasavvur ediliyordu; uçaklar sıraya girer, dev gezinti gemileri incelenen marinada konaklar ve marinanın üzerinde sarkıtılan 30 katlı yeşil kristal yapı adeta bir avize gibi gökyüzüne asılı kalacaktı.
Ancak Selman’ın vizyonu, gerçekliğin ağırlığıyla karşılaştığında sadece bir hatıraya dönüştü. İŞÇİLER DETAYLARIYLA ANLATTI Proje ilk kez 2030’a kadar biteceği söylenerek sunulmuştu ve bu hedef için 1.5 trilyon dolarlık bir bütçe ayrılmıştı; fakat ekonomik gerçekler, yönetimdeki eksiklikler ve fizik kurallarının bir yana çekilmesi, projenin kaderini değiştirdi. Neticesinde, devasa tema boş temeller ve onarım bekleyen konteynır şehirler olarak kaldı. Selman ise bu masalı bir kenara itti; en azından işçiler, dünyanın en büyüğü olarak lanse edilen projeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmaya devam ettiler.
TABİATA MEYDAN OKUDULAR Proje ilk kez Davos’ta duyurulduğunda, üstüne kurulan söylemler havada kaldı. 170 kilometrelik hat boyunca hareket eden hızlı trenin şehir boyunca 20 dakikada yol alacağı, 30 katlı bir yapının köprüden ters asılması fikrinin ise “dünya dönüyor” diye haykırdırtacağı iddia edildi. Yetkililerin bu iddiaları, mimarların tepkileriyle karşı karşıya kaldı; bazıları, yapının sallanacağı uyarısını dile getirdi.
TABİAT KAZANDI Havuz şeklindeki marina, suyu sağlayacak olsa da yapay alanların içindeki suyun bozulması ve 9 milyon kişinin istilası için gereken güvenli yaşamın sağlanamaması endişesini doğurdu.
Mimarlar ve mühendisler arasında, atıf yapılan çözümlerin uygulanabilirliği üzerine tartışmalar sürerken, proje bütçesi hızla kontrolden çıktı. Başta 1.5 trilon dolarlık maliyet, 4.5 trilyon doları buldu ve dünya çelik- beton stoklarının büyük bir kısmını bu projeye yönlendirmek gerektiği kaydedildi.
YATIRIMCI KAÇTI, PROJE KAĞITTA KALDI İlk 50 milyar dolarlık harcama sonrasında bölgede derin yarıklar ve yarım kalmış hendekler oluştu; yatırımcılar projeden çekildi. Neom’un kendisi “insanlık için yeni bir plan” olarak kaldı fakat gerçeklik bu sözleri boğdu. Başlangıçta 9 milyon kişi için konut hedefi varken, şimdi 500 bin kişilik bir yapı hedefi bile yatırımcıları tatmin etmedi. Projenin tamamlanmasının hala mümkün olabileceği düşünülse de, çoğu aktör için bu fikire yatırım yapmak anlamsız hale geldi.
TARİHİN EN BÜYÜK PARA TUZAĞI İnşaata dair heyecan yavaş yavaş sönünce, diğer projeler öne çıktı. Eski bir çalışan, “Herkes biliyor ki bu proje yürümeyecek,” ifadesini paylaşırken, artık ağızlarda sadece “Selman’ın söyleyeceği anı bekliyoruz” sözü kaldı. Bugün Çizgi’nin kalıntıları, uzayın bile görülebildiği bir gerçeğe dönüştü: yarım kalmış tüneller, devasa kazıklar ve zorlanmış marinalar, geçmişin hatırasını taşıyor. Bir kentsel ütopya olarak lanse edilen bu proje, hatıraların ve para tuzağının birleştiği bir anıt gibi tarihe geçti.