Doruk Madencilik İşçileri ve Artan Gölge Sözleşme Krizi: Zorluklar, Eylemler ve Güvenlik Riskleri

Günümüz Türkiye’sinde, 1978 yapımı bir madenci melodisi hâlâ hafızlarda canlanırken, işçilerin ücret alamaması ve çalışma koşullarının giderek ağırlaşması yeni bir gerilimin fitilini ateşliyor. Ünlü replik “Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık” bugün için de geçerliliğini koruyor; yalnızca sahneler değil, gerçek çalışma alanlarında da bu sözler yeniden anlam kazanıyor.




Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek açlık eylemlerine giden Doruk Madencilik işçilerinden sonra, Kütahya Tavşanlı’da da benzer sıkıntılar gündeme geldi. Tunçbilek’te devletin kömür ocağı ruhsatını elinde bulunduran Egetaş Kömür İşletmesi’nde, işçi alacaklarının ödenmediği ve çalışma süresinin yüzde 30 artırılarak kölelik benzeri bir düzene geçildiği iddialarıyla işçiler ellerini taşın altına koydu. Patronlar, daha fazla kömür üretimi için haftalık izni ikiye düşürdü ve yoğun çalışma sistemine geçti; bu durum ocaklardaki iş kazası riskinin artmasına yol açtı ve işçiler işe gitmeme kararı aldı.

KİŞİ BAŞI 120 BİN LİRA olarak öngörülen alacaklar ve yaşanan zorluklar, işçilere verilen eski oksijenli kurtarma maskelerinin kullanım tarihi geçmiş olması gibi güvenlik eksiklikleriyle birleşince önemli bir gösterge niteliği taşıdı. Genel Maden İşçileri Sendikası Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, 2025 yılına ait zam farklarının ödenmediğini ve kömür alacaklarının üç yıldır hesaplara geçmediğini belirtti. Her bir işçinin ortalama olarak yaklaşık 120 bin liralık alacak birikmiş durumda. Mutlu ayrıca, yeraltında günlük çalışma süresinin 7.5 saatten fazla, haftalık toplam çalışma saatinin ise 37.5 saatten yüksek olabileceğini ifade etti; ancak işverenin bu süreleri kısaltıp vardiyaları çoğalttığı, haftalık izni düşürdüğü ve çalışmayı yüzde 30 artırdığı belirtiliyor. Bu koşullar iş güvenliği risklerini artırıyor.

Eylem yapan 527 maden işçisinden bazıları çizmelerinin aşınmış olduğunu da gösterdi.

Hakkını arayan işçilere ‘vatan haini’ sözleri ise sendikaların dikkat çektiği bir diğer boyut oldu. Tarihsel olarak geçmiş maskeler, ambulans ve yer altında görev alacak sağlıkçı ile iş güvenliği personelinin yetersizliği ve ilk yardım noktalarının olmaması nedeniyle yasal haklarını kullanma gerekçesiyle çalışmaktan kaçınan işçiler, bu tür ithamlarla karşılaştılar. Soma faciasının yıldönümünde ocağa inmeyen işçilere yönelttiği iddia edilen bu sözler, bazı yöneticiler tarafından stres, tansiyon ve sağlık sorunlarıyla bağışlanmaya çalışılsa da geniş çapta tepkilere yol açtı.