Endonezya’da Görülen Gizemli Vatoz: Yeni Tür mü, Yoksa Sınıfın Uzakta Kalan Bir Üyesi mi?
Denizlerin sırlarını videoya çekmeyi amaçlayan YouTuber Barny Dillarstone, Bali yakınlarında gecenin sessizliğinde düzenlediği çekimde açıklanamayan bir vatoz türünü kaydetti. Kamera, 02.00 sularında kayalıkların yanında durdu ve ekrana gelen görüntüler, bilim dünyasında merak uyandırdı. Dillarstone’un derin deniz kameralarıyla daha önce görüntülediği canlılar arasında örümcek yengeçleri, mürenler ve çekiç başlı köpekbalıkları da bulunuyor; ancak son karedeki vatoz, bu derinlikte bile nadir görülen bir tür gibi durdu. Endonezya’da böyle bir türün varlığı konusunda belirsizlik hâlâ sürüyor.
Çekimde, vatozun Urolophus cinsinden bir stingaree olabileceği ihtimali üzerinde duruldu, fakat uzmanlar türü kesinleştiremeden açıklama yapmaktan kaçınıyor. Stingaree’ler çoğunlukla Avustralya kıyılarında gözlenen türler olduğundan, Endonezya’daki gözlemin anlamı büyük bir soru işareti yaratıyor. Ayrıca Java vatozu ve Kai stingaree ile ilgili bilgi veya kayıtlar da bu bulguyu otoriteyle bağdaştırmayı güçleştiriyor. Görüntüleri dünyaca tanınmış köpekbalığı ve vatoz uzmanlarına gösteren Dillarstone, şu ana kadar kimsenin net bir türe ulaşamadığını ifade etti.
Uzmanlar, görüntüdeki vatozun Avustralya türlerinden birinin yaşam alanını genişletmiş olabileceğini düşünüyorlar. Kai stingaree’nin olgun bir birey olabileceği veya belki de daha önce kayıt altına alınmamış, tamamen yeni bir tür olabileceği üzerinde duruluyor. Ocean Census verileri, derin denizlerdeki canlı çeşitliliğin milyonlarca türe ulaştığını belirtirken, şu ana kadar keşfedilmiş tür sayısının yaklaşık 250 bin civarında olduğunu belirtiyor.
Derin deniz araştırmalarının zorlukları su yüzeyinin %71’ini oluşturan okyanus, çoğu türün çok derin, ulaşılması güç lokasyonlarda yaşamasıyla biliniyor. Kamuflaj ustası canlılar ve Mariana Çukuru gibi 10.935 metre derinliğe ulaşan noktalar, bilim insanlarının veri toplama işini daha da güçleştiriyor. Çekim sırasında, Barny’nin ekibi kameranın sarsıntısını atlatıp 200 metre derinlikte sabitlenmeyi başardı ve bu süreçte yeni plankton türlerinin de görüntülerde yer aldığı fark edildi. Yeni plankton türleri de bu keşfin önemli bir yönünü oluşturdu.