Gazze’de Kıtlık ve İç Savaşın Gölgesi: Açlık Olayları ve İnsan Hakları Krizi

Gazze Şeridi, İsrail’in saldırıları ve sıkı ablukası nedeniyle derin bir insani krizin eşiğinde. Son 24 saatte açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 10 Filistinli yaşamını yitirirken, bunların 3’ünün çocuk olduğu bilgisi paylaşıldı. Bu durum, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam ölüm sayısının 332’ye yükseldiğini gösteriyor; bunların 124’ü çocuk olarak kayıtlara geçti.

Filistin Sağlık Bakanlığı, bu kayıplara ilişkin güncel verileri açıkladı ve özellikle açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışa dikkat çekti. En son raporlar, Uluslararası Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) bağlamında Gazze’nin “felaket seviyesi” olarak adlandırılan 5. aşamada bulunduğunu doğruluyor. IPC’nin ifadelerine göre, 15 Ağustos 2025 itibarıyla Gazze kentinde kıtlık ve yaygın yoksulluk, yaklaşık 22 ay süren çatışmaların etkileriyle pekişti.

Felaket koşulları, yarım milyondan fazla kişinin açlık, yoksulluk ve ölümle karşı karşıya kalmasına yol açtı. Bu tablo, başta çocuklar olmak üzere, yaşamları için hayati ihtiyaçları karşılayamayan milyonlarca kişinin günlük mücadelesini anlatıyor.

İnsani durum, yalnızca gıda eksikliğiyle sınırlı kalmıyor. Su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemelerinin kıtlığı, hastalıkların yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Yerel ve uluslararası aktörler, İsrail’in operasyonlarıyla birlikte “açlığı ve susuzluğu silah olarak kullanıyor” ifadelerini dile getiriyor; bu, Gazze’nin altyapısının ağır tahribatına ek olarak, 2 milyonluk nüfusun sürdürülebilir yaşamını da tehdit ediyor.

Gazze’de yaklaşık 2,3 milyon olan nüfusun büyük kısmı, günlük baskı altında derme çatma çadırlarda ya da aşırı kalabalık yerleşim alanlarında yaşıyor. Hijyen malzemelerinin eksikliği ve temiz suya erişimin kısıtlı olması, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına yol açıyor. Günlük hava koşullarıyla birleşen bu zorluklar, sivillerin güvenli alanlardan ve temel koruma araçlarından yoksun kalmasına neden oluyor.

İsrail ordusunun saldırıları ise açıkça yerinden edilen insanların barındığı çadır ve civar bölgeleri hedef almaya devam ediyor; bu durum, yerinden edilmenin ve yaşam güvenliğinin sürekli olarak tehdit altında olduğu bir tablo yaratıyor.