Gülcan Kış: Faiz Yükü Milletin Sırtına Zincir Oldu, Saray ve Yandaşlar Yatırımları Güvence Altında
CHP için önemli bir ekonomik değerlendirme sunan Gülcan Kış, bütçeden yapılan faiz ödemelerinin yılın ilk sekiz ayında hızla arttığını paylaştı. Verilere göre bu ödemeler %86,6 oranında yükselerek 1 trilyon 425 milyar liraya ulaştı. Orta Vadeli Program’da ise yıl sonu için 2,1 trilyon liralık faiz yükünün öngörüldüğünü vurguladı.
Kış, vatandaşın ödediği verginin her beş lirasından birinin faize gittiğini belirtti ve hükümetin ülkeyi uluslararası finansman kaynaklarına bağımlı bıraktığını ifade etti: "Saray iktidarı, ülkeyi tefecilerin kapısına bağladı." Hazine’nin borç stokunun Ağustos 2025 itibarıyla 12 trilyon 477 milyar liraya yükseldiğini söyleyerek, bunun milletin üzerine ağır bir faturadan başka bir şey olmadığını belirtti.
Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 89 milyonken, Kış şu çarpıcı hesapları paylaştı: Doğan her çocuk doğduğunda 140 bin lira borçla hayata başlıyor; borç stokundaki faiz yükü ana parayı aştı ve 9,6 trilyon liraya dayandı. Dolar kuru her 1 lira yükseldiğinde ek 127 milyar liralık yük ortaya çıkıyor. İktidarın sorumsuz politikalarının bedelinin doğmamış çocuklara bile yüklendiğini söyledi.
FAİZCİYE, MÜTEAHHİDE VAR; HALKA VE EMEKÇİYE YOK
Kış, Hazine’nin sadece ilk sekiz ayda 2 trilyon lirayı aşan borçlandığını, buna karşılık ihtiyaç duyulmamasına rağmen faiz oranlarının yüzde 40’ın üzerinde tutulduğunu belirtti. Bütçede en küçük artışın personel giderlerinde görüldüğünü, buna karşılık faiz ödemelerinin neredeyse ikiye katlandığını hatırlatan Kış, iktidarın öğretmenden, hemşireden ve memurdan kısmayı “başarı” olarak gördüğünü, ancak sarayın şatafatı ve yandaşların garantili projelerinden tek kuruş eksiltmediğini ifade etti. Özelleştirmelere dair eleştirilerini sürdürerek 2025’te yapılan 1,6 milyar dolarlık satışa işaret etti ve Cumhuriyetin fabrikalarını, limanlarını ve santrallerini satarak günü kurtarmaya çalıştıklarını söyledi. Devleti emlak ofisine çevirdiklerini vurguladı.
Kış, emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm olduğunu, asgari ücretlinin ise pazara çıkamaz hâle geldiğini aktardı. Gençlerin işsizlik nedeniyle yurtdışına kaçtığını belirtti; fakat iktidarın milletin alın terini faize ve yandaşa çalıştırdığını ifade etti. Bu düzenin, tek adam rejimi olarak adlandırdığı yönetim biçimiyle sürdüğünü belirtti ve kamu kaynaklarının eğitim, sağlık ve üretim yerine sarayın masrafları ile uluslararası faiz lobilerine harcandığını vurguladı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu düzeni değiştirme kararlılığını yineledi.