Güney Kore Görüşmesinde Soya Fasulyesi: Stratejik Tedarik ve Piyasa Dinamikleri
Güney Kore’de gerçekleştirilen görüşmede soya fasulyesi, iki ülke için kilit bir konu olarak öne çıktı. Çift tarafın da bu ürüne yüklediği politik ve ekonomik önemi göze çarptı. Çin, dünyanın en çok soya fasulyesi tüketicisi konumunda iken uzun yıllardır en büyük tedarik kaynağı olarak ABD’yi görüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüş sürecinde ise çiftçiler ve üreticiler politikaların bu ürün üzerinde nasıl şekilleneceğini yakından izliyor.
Trump’ın göreve geliş süreci, Çin’in de sürdürdüğü çeşitlendirme politikasını pekiştirdi; bu durum Çin’in soya tedarikinde sadece ABD’ye bağlı kalmama hedefiyle uyumlu ilerledi. Çin’in tedarikte karşılaştığı sıkıntılar sürerken Brezilya’da yüksek fiyatlar alıcıları farklı arayışlara yönlendirdi. Pekin, kısa vadeli ihtiyaçları karşılamak amacıyla devlet rezervlerini devreye sokabileceğini düşünmeye başladı. Uluslararası piyasalarda, Çin’in yoğun alımları sonrası soya fasulyesi stoklarının yaklaşık 44 milyon ton civarında olduğu değerlendiriliyor.
Breziya ise bu alanda öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkenin yılın ilk dokuz ayında soya fasulyesi ihracatı 102 milyon tonun üzerine çıktı; bu rakam 2023 yılında toplam 101 milyon ton olarak gerçekleşmişti. Çin’in güçlü alım talebi de bu rakamları önemli ölçüde şekillendirdi. İhracatın her 100 tonundan 79’u Çin’e gitti. Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki Güney Kore görüşmesinin ardından, taraflar birçok konuda ortak hareket edeceklerini ifade etti ve Çin’in önemli ölçüde soya fasulyesi ve diğer tarım ürünlerini ABD’den alacağı belirtildi. Görüşmeden çıkan olumlu tablo, piyasanın tepkisini de tetikledi; soya fasulyesi fiyatı kilo başına 11 dolar sınırını aştı.
SOYA FASULYESİ YEM SEKTÖRÜ İÇİN ÖNEMLİ KAYNAK
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, soya fasulyesinin özellikle yem sanayi için hayati bir bileşen olduğunu vurguluyor. Yüksek protein ve yağ içerikleri nedeniyle hayvancılık ve yağ sanayisinde önemli bir rol üstlendiğini belirtiyor. "Dünya üretiminin yaklaşık %80’i yem ve yağ sanayisinde kullanılıyor. Bu da hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde talebin yüksek seyretmesine yol açıyor," diyen Ergezen, Çin’in talebinin en kritik ülkelerden biri olduğunu ekliyor. Çin’in küresel talebin büyük bir kısmını tek başına karşılaması (yüzde 60’tan fazlası) Çin için stratejik bir önem taşırken, üretimde Çin’in payı sadece yüzde 5 ile sınırlı kalıyor. Buna karşılık ABD dünya üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirmekte. Ergezen, ABD, Brezilya ve Arjantin’in soya fasulyesi üretimini domine ettiğini ifade ederek şöyle devam ediyor: "ABD-Çin ilişkilerinde soya fasulyesinin öne çıkması doğal bir süreç. ABD pazar payını artırmaya çalışırken Brezilya, rekabette önemli bir rakip olarak öne çıkıyor ve bu alanda ABD’nin uyguladığı tarifeler de belirgin bir etkiye sahip."