Hürmüz Boğazı Krizi Sonrası Piyasa Beklentileri ve Altın-Gümüş Analizi

Şubat ayının sonunda Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmalar, bölgenin kapanması ihtimalini gündeme getirirken enerji piyasalarına yön veren dinamikleri yeniden şekillendirdi. Taraflar arasındaki gerilimin artması ya da azalması, yatırımcıların risk iştahını doğrudan etkileyerek piyasalarda dalgalanmalara yol açtı. Boğazdaki gerilimin yükselişi enerji maliyetlerini yükseltti; bu gelişme, merkez bankalarının mevcut politika beklentilerini de değiştirme gücüne sahip oldu.

Faiz politikaları açısından, savaş öncesinde FED’in olası faiz indirimleri beklentisi yeni şartlar altında netleşti. Enerji fiyatlarındaki yükselişler, enflasyon baskılarını canlı tutarken para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in yıl sonunda adım atabilir mi sorusunu yeniden gündeme getirdi. Bu durum, altın gibi değerli metallere ilişkin beklentileri de etkiledi; ons altın, küresel gelişmelerin merkezinde yer alan belirsizlikler ve enerji maliyetlerindeki hareketliliğin etkisiyle dalgalı bir seyir izledi.




Ocak ve şubat aylarında ABD yönetiminin Grönland’ı satın alma girişimiyle tetiklenen gerilimler, Avrupa ülkeleriyle ilişkileri zedeledi ve bu durum güvenli liman talebini güçlendirdi. Ancak enerji fiyatlarındaki yüksek seviye, yatırımcıları sadece güvenli liman yönüne itmek yerine enflasyon endişelerini de körükleyerek piyasalarda farklı dinamikler yarattı.

Altının onsu yılın başında 4.313 dolardan açıldı ve Ocak’ta 4.849 dolar seviyesine yükselerek %12,4’lük bir kazanç kaydetti. Şubat ayında da yükselişini sürdürerek 5.263 dolara kadar çıktı; böylece yükseliş trendi sürmüş oldu. Ancak Mart ayında 4.099 dolara gerileyen ons, bu düşüşte mart ayını %11,32 kayıpla tamamladı ve 2008 krizinden bu yana en sert aylık düşüş gerçekleşti. Nisan’da sınırlı düşüşler devam ederken, mayıs sonunda da 4.540 dolar civarında dengelendi. Bu süreçte gümüşte de hareketli bir görünüm vardı; yıl başında 71 dolardan başlayan ons, Ocak’ta 83,3 dolara yükseldi ve Şubat’ta 93,8 dolara ulaştı. Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle Mart’ta 61 dolara gerileyen gümüş, ardından Nisan’da 73,7 dolar, Mayıs’ta ise 75,3 dolar seviyesinde dengelendi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini tetiklediği konusunda Saxo Capital’e göre, Hürmüz Boğazı’ndaki uzun süreli tıkanıklık petrol ve gaz fiyatlarını yüksek tutarak, altın için geçmişte olduğu kadar güvenli liman talebine destek vermemiş olabilir. Bu durum, tahvil vergi getirilerini yükseltti, doları güçlendirdi ve FED’in faiz indirimi konusundaki umutları azaltı. Ancak yatırımcılar için faiz getirisi olmayan bir varlık olarak altın, faizin düştüğü dönemlerde cazipleşirken, indirim beklentileri güç kazandığında zayıflayabilir. Enerji maliyetlerindeki artış ve enflasyon endişelerinin sürmesiyle yatırımcılar parasal genişlemeye yönelik beklentilerini azaltmayı sürdürdü.

Uzun vadeli görünümde, enerji şoklarının hafiflemeye başlaması ve jeopolitik durumların nispeten istikrara kavuşması halinde yatırımcılar, altın talebinin temel dayanaklarını oluşturan yapısal faktörlere yeniden odaklanabilirler. Çin’in talebi de bu talep tarafını güçlendirmeye devam ediyor.