Kentsel Dönüşümde Elektronik Tebligat ve Hak Kaybı Riskleri: Yurttaşların Haberdar Olma Zorunluluğu Tartışması
Kentsel dönüşüm sürecine dair tebligatlar artık e-Devlet üzerinden iletiliyor. Bildirimi 15 gün içinde gözden geçirmeyen ya da dönüşüm kararına katılmayan konut sahiplerinin evleri, belediye tarafından rayiç bedelle satışa çıkarılabilir. Satış öncesi taşınmazlar 15 günlük askıya alınma sürecine girer ve bu dönemde özellikle itiraz hakkı tanınır. Sürenin sonunda itiraz gelmezse satış işlemi gerçekleştirilir.
BirGün haberine göre avukat Onur Cingil, uygulamanın Kasım 2023’te yasalaştığını hatırlatarak sürecin ciddi riskler içerdiğini belirtiyor. Cingil şu kimlikli uyarıları yapıyor: Herkes günlük olarak sistemi kontrol edemez. Örneğin riskli alanda oturuyorsunuz ya da hisseli parsel üzerinde bulunuyorsunuz. Eğer 6373 sayılı yasa kapsamındasınız ve sistem onları görüp siz farkında olmazsanız, kapınızda bir bildirim bulabilirsiniz. Ayrıca satışla ilgili pay satışı söz konusu olduğunda, vatandaşın online bildirimleri görmeme ihtimali yüksek. Böylece satış gününü kaçırabilirsiniz. Bu uygulama önemli sorunlar doğurabilir ve bazı handikaplar barındırır.
Bir örnek olarak rezerv alanındaki bir nokta için muhtarlığa ilanın yapıldığı durumu ele alalım. 50+1 çoğunluğun sağlanması durumunda konu kapanabilir, kalan paylar ise hak sahiplerinin elinden çıkabilir. “15 gün içinde imzala” denildiğinde, kamu tarafından ilanı görmemiş olan bir vatandaş muhtarlığa gitmemiş ya da tebligatı görmemiş olabilir. Bu durumda satış sözleşmesini ya da muvafakatnamesini imzalamamış olarak kayda geçebilir ve hak kaybı riski doğar. Bu mekanizmalar nedeniyle dolaylı olarak vatandaşlar için hak kaybı oluşabilir.
“YA HAK YA CAN KAYBI” başlığı altında, kentsel dönüşümün hızlandırılması gerekçesiyle yapılan değişikliklerin vatandaş aleyhine sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Cingil, müteahhitlerin önünün açıldığını ifade ediyor. Düzenleyici adımlarda yeniden yapılandırmanın şart olduğunu belirterek şu görüşleri paylaşıyor: 2021’den beri yapılan değişiklikler sonucunda vatandaşların hakları gasp edilmekte, müteahhitlerin önü açılmaktadır. Hak kaybını önlemek adına satış, tahliye, alan ya da riskli yapı ilanı gibi işlemlerde vatandaşa resmi tebligat yapılması gerekir. Kararın kişiye ulaştığından emin olmak ve hak kaybını engellemek için posta yoluyla bildirim zorunlu hale getirilmeli. “Hızlı olmak” adı altında sunulan kolaylıklar aslında vatandaşın haberdar olmasını, itirazda bulunmasını ya da dava açmasını engelliyor olarak görülüyor.
Anayasa'ya Aykırı Uyarı başlığı altında Cingil, uygulamanın Anayasa’ya ve temel hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu görüşünü dile getiriyor. Elektronik tebligat sisteminin ev sahiplerinin yargı yoluna başvurma hakkını fiilen ortadan kaldırdığı savunuluyor. Cingil şu değerlendirmeyi yapıyor: 15 gün içinde süre kaçırılırsa vatandaş yargı yoluna başvuramıyor. Eski usulde posta yoluyla tebligatta, vatandaşın haberdar olması devletin sorumluluğundayken, şimdi bu sorumluluk vatandaşın omuzlarına yüklenmiş durumda. Yurttaş önceden “haberim yoktu” diyerek dava açabiliyordu; bugün ise kanunilik ve haberdar olma sorumluluğu getiriliyor. Deprem riskinden dolayı kentsel dönüşümü hızlandırıyoruz gibi görünse de, bu süreç insanları hak kaybı ve hatta can kaybı tehlikesiyle karşı karşıya bırakabiliyor. İnsan odaklı ve hakları koruyan çözümler, mevcut uygulamaların yerini almalı; rant odaklı yaklaşımlar ise son bulmalı.