Kıdem Tazminatı Fonu ve TES ile Eşzamanlı Yardımlaşmanın Ekonomik Dinamikleri
TES ile paralel olarak daha önce iki kez gündeme getirilen, ancak çalışanların ve sendikaların yoğun tepkisiyle geri çekilen Kıdem Tazminatı Fonu (KTF) düzenlemesinin yasalaştırılması hedefleniyor. İlk planlar 2018 yılında eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından hazırlanmıştı ve kıdem tazminatı yükümlülüğü işverenlerden alınarak fona aktarılıyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstihdam Kalkanı programında TES’in yanı sıra KTF’nin de devreye alınması öngörülüyordu.
KTF kapsamında birikimin 10 yıl süreyle çekilmemesi, işten ayrılanlara ödenecek tutarın sadece %25 ile sınırlanması ve toplu ödemelerin yalnızca emeklilik koşuluna bağlanması gibi maddeler, tepkilerin odak noktasını oluşturdu. 2022 başında yürürlüğe girmesi planlanan KTF düzenlemesi, DİSK ve Türk-İş başta olmak üzere işçi kesimlerinin sert karşılığıyla geri çekildi.
2026-2028 döneminde OVP kapsamında TES’in yasalaştırılması hedefiyle KTF’nin güncellenip yasa taslağına dönüştürülmesi üzerine çalışmalar yeniden hız kazandı. MÜSİAD ile bakanlıklar ve konfederasyonlar eşliğinde bir çalışma grubu kurulması da ekonomi kulislerinde dile getiriliyor.
TES için 2023 OVP’sinde OKS geçişinin zorunlu kılınması öngörülürken yeni açıklanan taslakta çalışanların tepkisini azaltacak ayrıntılar öne alınmadı. Nihai hedef, sosyal güvenlik sisteminin ikili yapıya dönüştürülmesi yönünde. Emeklilik maaşlarının erimesi, en düşük emekli aylığının açlık sınırının altına inmesi gibi tablolar, sistemin sürdürülebilirliğini zorluyor.
ILO kriterleri ışığında 4 çalışanın bir emekliyi finanse etmesi gerekirken, mevcut uygulama bu oranları bozuyor. Bu durum karşısında hükümet, emeklilik aylıklarını düşük tutma, sağlık harcamalarında katılım paylarını artırma ve SGK’yı özel hastanelerle iş birliğine yönlendirme gibi çözümleri ön planda tutuyor.
KTF’nin devreye girmesi, iktidarın kasasına ve işverenlere ucuz finansman sağlayacak bir taze kaynak yaratacak; devlet, işveren ve çalışan tarafından kesilecek primlerle TES sistemi kurulur ve emeklilik tazminatı/ikramiyesi bu yeni yapıya entegre edilmeye çalışılacak.
İSF’nin (İşsizlik Sigortası Fonu) yaklaşık 200 milyar TL’ye ulaşan varlıkları ve kullanım amaçları da benzer bir çerçevede tartışılıyor. TES ile eş zamanlı KTF’nin kurulması planı, milyonlarca çalışandan yapılacak kesintilerle yüz milyarlarca liralık bir taze kaynağı hedefliyor. İlk 10 yıl için çalışanlara birikimlerinin az bir kısmının kullanılmasına ve toplu ödemelerin yalnızca emeklilikte yapılmasına dönük hazırlıklar, farklı amaçları işaret ediyor.
Mevcut tablo, hazinenin taze kaynak ve borç ihtiyacının artmasıyla birleşince, KTF kaynaklarının iktidar, hazine ve kamu bankaları ya da Türkiye Varlık Fonu tarafından ucuz finansman olarak kullanılma ihtimalini güçlendiriyor. Bu süreç, sosyal güvenlik ve emeklilik finansmanında köklü değişikliklerin kapısını aralıyor.