Küresel Çelik Piyasalarında Dönüşüm: Maliyet, Korumacılık ve Jeopolitik Yeni Dengeler
2026 yılına girerken küresel çelik piyasaları, eskiden alışılmış rekabetin ötesinde yeni dinamiklerle şekilleniyor. Artık oyuncular yalnızca verimlilikleriyle değil; devletlerin sanayi politikalarıyla yürütülen korumacı önlemler ve jeopolitik stratejilerle de belirleniyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve navluna yönelik baskılar, maliyetleri yukarı çekerken arz odaklı kısıtlar da fiyat hareketlerinin ana eksenini oluşturuyor.
Orta Doğu’da yaşanan Arz Şoku ve küresel üretim zincirinde oluşan yeni dengeler, Eftal Pehlivan’ın dikkat çektiği gibi piyasanın kırılgan noktalarını gözler önüne seriyor. İran’ın spot piyasadan çekilmesiyle aylık yaklaşık 230 bin tonluk kütük akışının aniden kesilmesi, küresel ticaret akışını adeta durdurdu. Körfez bölgesindeki ithalat aksamaları ise yaklaşık 300 bin ton sevkiyatı riske atıyor. Pehlivan, piyasayı şu sözlerle özetliyor: “Bir denge kurulacak, fakat mevcut maliyet yapısıyla yeniden yapılandırılmayacak. Yeni aktörler çok daha yüksek maliyetle girip fiyatları kalıcı olarak yukarı taşıyacak.”
Yeşil Duvarların İhracat Üzerindeki Etkisi AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) artık Birleşik Krallık tarafından da paralel olarak izleniyor. Mart 2026’da yayımlanan Birleşik Krallık Çelik Stratejisi, Temmuz 2026’da devreye girecek %50 ek vergi ve UK CBAM gibi uygulamaların geleneksel ihracat rotalarını “ambargo ve tıkanıklıklar”la karşı karşıya getireceğini işaret ediyor. Türkiye gibi güçlü üreticilerin, AB ve Birleşik Krallık tarafından kurulan bu yeşil korumacı duvarlara karşı ABD ve diğer dinamik pazarlarla denge kurması gerektiği vurgulanıyor.
Değişime Hızlı Uyum Tasarrufu On yılı aşkın süredir demir-çelik ihracatını yöneten Pehlivan, kriz anlarında da dayanıklılık odaklı tedarik zinciri modelleriyle dikkat çekiyor. “Geleceğin dış ticaret vizyonu, devletlerin korumacı mevzuatlarına uyum sağlayabilen ve jeopolitik gerilimlerin yarattığı tıkanıklıkları pazar çeşitlendirmesiyle aşabilen çevik stratejilerle inşa edilecek” diyor ve değişimi bir tehdit olarak görmeyi reddediyor; öğrenmenin anahtarı olarak görüyor.