Küresel Finansal Piyasalarda Son Durum ve Gelişmeler
Küresel Piyasalarda Risk İştahını Artıran Gelişmeler ve Öne Çıkan Veriler
Geçtiğimiz hafta, Amerika Birleşik Devletleri'nin önemli ticaret ortaklarıyla gerçekleştirdiği tarifeler konusunda sağlanan anlaşmalar, uluslararası piyasalarda risk iştahını yeniden canlandırdı. Bu gelişmeler, sadece ABD'nin değil, dünya genelindeki ekonomik beklentilerin olumlu yönde şekillenmesine katkıda bulundu. Gözler, önümüzdeki hafta başlayacak Fed'in faiz kararı ve yoğun makroekonomik veri akışına çevrildi. Dünya ekonomisinde tarifelerin ve ticaret savaşlarının etkileri uzun süredir tartışılırken, ABD'nin Japonya ve Çin ile yaptığı anlaşmalar, bu olumsuz algıyı hafifletici bir rol oynadı.
ABD piyasalarındaki olumlu hava, şirket bilançolarındaki iyi performans ve artan risk iştahı ile pekişti. New York'taki S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, haftayı yeni rekorlarla tamamladı. Aynı zamanda, ABD'nin Avrupa Birliği ile yakın zamanda anlaşmaya varma ihtimalinin güçlenmesi ve AB'den ithalatlara yüzde 15 oranında tarife uygulanacağına dair haberler, piyasalarda risk algısının denge bulmasına zemin hazırladı. Başkan Trump'ın, "Eğer AB, Amerikan işletmelerine kapı açarsa, gümrük vergilerinde indirim yaparız." şeklindeki açıklamaları, jeopolitik riskleri ve ticaret politikalarını yakından takip edilmesine neden oldu.
ABD Merkez Bankası ve Para Politikası Yaklaşımı
Gelecek hafta, Fed’in faiz kararını belirlemede en önemli unsurlardan biri olacak. Analistler, piyasalardaki fiyatlamalarda Fed’in faiz oranını değiştirmeme olasılığının yüksek olduğunu dile getirirken, yıl içinde toplamda iki faiz indirimi öngörüsünün de devam ettiğine işaret ediyorlar. Başkan Powell ile Trump arasındaki gerilimin, piyasalarda siyasi ve ekonomik belirsizliği artırabileceği endişeleri de gözlemler arasında yer alıyor. Trump'ın, Fed Başkanı Powell’a yönelik yaptığı açıklamalarda, faiz oranlarını düşürmek istediğini açıkça ifade etmesi, politika yapıcılar ve piyasa aktörleri tarafından yakından takip ediliyor.
IMF Sözcüsü Julie Kozack, Fed’in politika kararlarını ve gelen makroekonomik verileri dikkatle değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Bu gelişmelerle birlikte, tahvil ve altın piyasalarında dalgalanmalar yaşanırken, 10 yıllık ABD tahvil faizleri yaklaşık 4 baz puanlık azalışla %4,39 seviyesinde kapandı. Emtia piyasasında ise altının ons fiyatı %0,39 azalarak 3,337 dolar seviyesine gerilerken, gümüş ve Brent petrol fiyatları da düşük seviyelerde seyretmeye devam etti. Dolar endeksi ise %0,9’luk düşüşle 97,6 seviyesine indi ve piyasalarda düşük risk iştahını teyit etti.
ABD Borsalarındaki Haftalık Performans ve Şirket Bilançoları
ABD borsaları, geçen hafta genel anlamda pozitif bir seyir izledi. S&P 500 endeksi %1,46, Nasdaq %0,90 ve Dow Jones %1,26 oranında değer kazandı. Bu yükselişler, özellikle teknoloji sektöründeki şirketlerin finansal sonuçlarıyla desteklendi. Tesla'nın ikinci çeyrek net karının geçen yılın aynı dönemine kıyasla %16 düşmesi, piyasalarda dalgalanmaya neden olurken, Alphabet ve IBM gibi devlerin gelirleri beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Önümüzdeki hafta ise Microsoft, Meta, Qualcomm, Apple ve Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinin finansal sonuçlarını açıklaması bekleniyor. Bu şirketlerin raporları, sektörel ve hisse bazlı volatilitenin artmasına yol açabilir.
İstihdam ve ekonomik aktivite göstergeleri de piyasa hareketlerini şekillendirmeye devam ediyor. İşsizlik maaşı başvuruları, 19 Temmuz haftasında 217 bine düşerek, piyasa beklentilerinin altında kaldı ve 6 haftadır azalmaya devam ediyor. İmalat sektörü PMI verisi ise %49,5 ile yedi ayın en düşük seviyesine geriledi, daralmanın sürdüğüne işaret etti. Hizmet sektörü PMI ise, %55,2 ile son zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, bileşik PMI de %54,6 ile güçlü bir görünüm sergiledi. Bu veriler, ekonomik aktivitenin yavaşlamasına rağmen, hizmet sektörünün dirençli olduğunu gösteriyor.
Avrupa Borsalarında Gelişmeler ve Gelecek Haftanın Takvimi
Avrupa borsaları, geçen hafta Almanya hariç genellikle alıcılı bir seyir izledi. ECB'nin faiz kararını sabit tutması ve Başkan Lagarde’ın ekonomik görünümdeki belirsizliklere dikkat çekmesi, yatırımcıların temkinli olmasına neden oldu. Lagarde, küresel ticaret savaşlarının ve enflasyonun belirsizliğine vurgu yaparken, AB ve ABD arasındaki tarifeler konusunda devam eden müzakerelerin olumlu sonuçlanması bekleniyor. AB Komisyonu, teknik ve politik düzeyde yoğun görüşmelerin sürdüğünü ve bir anlaşmanın erişilebilir olduğunu belirtti. Bu süreçte, Stellantis ve diğer otomotiv devlerinin ilk yarı finansalları, ticaret müzakerelerinin ekonomik etkilerini anlamak adına önemli bir gösterge oldu.
Gelecek hafta, ekonomik takvim yoğun. Çarşamba günü, hem Avrupa hem de Almanya'da büyüme ve işsizlik verileri açıklanacak. Cuma günü ise, enflasyon ve tüketici güven endeksleri piyasaların yönünü belirleyecek. Ayrıca, İngiltere'nin enerji sektörüne yönelik yeni yaptırımları ve Rusya'ya uygulanan yaptırımlar, bölgesel jeopolitik riskleri artırıyor.
Asya Piyasalarında Gelişmeler ve Makroekonomik Veriler
Asya borsaları, geçen hafta genel anlamda pozitif bir seyir izledi. Japonya'da Nikkei 225 endeksi %4,11 artarken, Çin ve Güney Kore’de de artışlar gözlemlendi. Güney Kore Sanayi Bakanı Kim Jung-kwan, ABD ile tarifeler konusunda 1 Ağustos’a kadar uzlaşma sağlama taahhüdünde bulundu. Japonya Dışişleri Bakanı İvaya Takeşi, Güney Koreli mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki stratejik ortaklıkların ve ikili işbirliğinin önemine vurgu yaptı. Japonya'da enflasyon %2,9 seviyesinde gerçekleşerek, BoJ'nin %2 hedefine yakın duruyor. Çin'de ise enerji maliyetlerini artıran kömür ve alüminyum fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonist baskıları artırmakta. Bu gelişmeler, bölgedeki ekonomik görünüm ve piyasa hareketleri üzerinde önemli etkilere yol açıyor.
Önümüzdeki hafta, Çin ve Japonya’dan çeşitli sanayi ve hizmet sektörü PMI verileri açıklanacak. Bu veriler, bölgesel ekonomik hareketlilik hakkında daha net bir fikir verecek.
Türkiye Ekonomisinde Son Gelişmeler ve Piyasa Beklentileri
Yurt içinde, geçen hafta BIST 100 endeksi %2,67 oranında yükselerek 10.642,60 seviyesine ulaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faiz oranını 300 baz puan indirimle %43 seviyesine çekti. Bu karar, enflasyonla mücadelede yeni bir duruşun ve faizlerin düşürülmesinin sinyali olarak değerlendirildi. Ayrıca, gece faizleri de düşürülerek, piyasalarda likidite ve faiz oranlarında uyum sağlandı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu "B1"den "Ba3" seviyesine yükseltti ve görünümünü ise durağan olarak belirledi. Bu gelişme, Türkiye’nin finansal istikrarına ve politika çabalarına olan güvenin arttığını gösteriyor. Fitch Ratings ise, ülkedeki risklerin sürdüğünü ancak genel olarak BB seviyesinde kaldığını açıkladı. Kredi notu artışları, Türkiye’nin yabancı yatırımcılar tarafından daha cazip hale gelmesine katkı sağladı.
Dolar/TL kuru, haftayı %0,4 artışla 40,5690 seviyesinde tamamladı. Önümüzdeki hafta, işsizlik oranı, ekonomik güven endeksi ve dış ticaret verileri yakından izlenecek. TCMB’nin PPK toplantısının ardından açıklanacak toplantı özeti ve enflasyon raporu, piyasa beklentilerini şekillendirecek en önemli göstergeler arasında yer alıyor.