Küresel Kamu Borçları: Geriye Kalan Yıllarda Artan Finansal Yük ve Politikalara Etkileri

Gelişmiş piyasalarda borçlanmanın maliyeti ve kamu borçlarındaki artış, çeşitli sürtüşmeler ve ekonomik belirsizliklerle daha belirgin hale geliyor. Artan faiz giderleri, demografik değişiklikler ve sağlık hizmetleri maliyetlerindeki yükselişler, savunma harcamaları ve iklim değişikliğinin yol açtığı zararlar birleştiğinde borç yükünü güçlendiriyor. Bu durum, politika yapıcıları uzun vadeli borçlanmayı yeniden gözden geçirmeye itiyor; zira 2008 finansal krizinden beri sık sık yeni borçlanma yöntemleri tercih edilirken, mali istikrarı korumak için daha keskin kararlar gerekiyor. IMF’nin küresel borçlar üzerine yayımladığı analiz, bu yıl küresel kamu borcunun GSYH’ya oranının artış gösterdiğini ve 2027’de 2. Dünya Savaşı sonrası en yüksek seviyeye ulaşma ihtimalinin bulunduğunu gösteriyor. Bu vurgu özellikle Fransa, İngiltere ve ABD gibi büyük ekonomilerin borç dinamiklerinde belirginleşiyor.




OECD’nin Küresel Borç Raporu ise 2023’te 14 trilyon dolar olan devlet tahvil ihracının 2024’te 16 trilyon dolara yükseldiğini ve 2025’te 17 trilyon dolarlık bir rekor beklediğini ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ülkelerde borçlanma seviyeleri de belirgin biçimde artıyor; 2007’de 1 trilyon dolar olan tahvil ihracı, 2024’te 3 trilyon doların üzerine çıktı. Bu dönemde gelişmekte olan ülkelerde toplam borç 2007 seviyesinden 2024’e kadar 4 trilyon dolardan 12 trilyon dolara yükselmiş durumda.

Gelişmiş ülkelerin toplam borcu 228,2 trilyon dolar olarak raporlanırken, dünya genelinde toplam borç 337,7 trilyon dolara ulaştı. Çin, Fransa, ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya, borçlanmadaki büyümeyi en çok artıran ülkeler olarak öne çıkıyor. Borçlanma ihtiyacının salgın öncesi seviyelerin üzerinde sürmesi ve bazı ülkelerde finansman maliyetlerinin yüksekliklerini sürdürmesi, gelecekte de politika yapıcıları baskı altında tutmaya devam edeceğe benziyor.

- Fransa Fransa, siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle borç yükünün GSYH’nin yaklaşık yüzde 110’undan daha yüksek bir seviyede kalmasıyla dikkat çekiyor. Kamu borcu oranı yaklaşık olarak GSYH’nin yüzde 113,9’una eşit iken, IMF’nin projeksiyonu bu oranın 2030’a kadar yüzde 128’in üzerine çıkabileceğini gösteriyor. Bütçe açığının AB’nin belirlediği sınırlamaların üstüne çıktığı bir dönemde, hükümetin mali politika adımları borçlanma maliyetlerini artırıyor. Fransa’daki borçlanma maliyetleri, 30 yıllık devlet tahvillerinde son dönemde oldukça yükseldi ve bazı zamanlarda avro krizinden etkilenen Yunanistan’ınkini bile aştı.

- İtalya İtalya, Avro Bölgesi içinde en yüksek borca sahip ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Borç seviyesi GSYH’nin yaklaşık yüzde 140’ına yakın; bu da bütçe açıkları, yavaş büyüme ve yüksek emeklilik giderleriyle ilişkilendiriliyor. Tarihsel olarak “iflas edemeyecek kadar büyük” olarak görülen borç sürdürülebilirlik sınavları, faizlerin yükselmesiyle daha sıkı bir hale geliyor.

- İngiltere İngiltere’nin kamu borcu GSYH’nın yaklaşık yüzde 100’üne yaklaşırken, borçla ilişkili faiz yükünün kamu bütçesi içinde önemli bir paya sahip olduğu görülüyor. Yüksek faizler nedeniyle uzun vadeli borçlanma maliyetleri yükselmiş durumda; sterlinin değer kaybı ve maliye politikası baskıları, yatırımcı güvenini etkileyen faktörler arasında yer alıyor.

- ABD Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin borç düzeyi yaklaşık 37 trilyon dolara yaklaşırken, faiz ödemeleri yıllık yaklaşık 1 trilyon doların üzerinde seyrediyor. ABD’nin borç ve harcama dinamikleri, uluslararası yatırımcılar için önemli bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor. Bazı öngörüler, borç artışının gelecek yıllarda büyüme ve finansal istikrar üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtiyor.

- Japonya Japonya, dünyanın en yüksek borçluluk göstergelerinden birine sahip ve borç/GDP oranı yaklaşık yüzde 235 civarında seyrediyor. Enflasyonla mücadele ve faiz politikalarının değişkenliği, borçlanma maliyetlerini etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Siyasi belirsizlikler ve uzun vadeli tahvil faizlerindeki dalgalanmalar, borç yönetimini daha da zorlaştırıyor.

- Almanya Almanya’da kamu borcu GSYH’nin yaklaşık yüzde 62,5’i düzeyinde olması, gelişmiş ülkeler arasında en düşük halka açık borçlardan biri olarak dikkat çekiyor. Ancak altyapı yatırımları, savunma harcamaları ve sosyal programlar, bütçe açıklarını artırmaya devam ediyor. Hükümet, borç freni ve anayasa değişiklikleriyle mali politikayı şekillendirmeye çalışıyor; büyük altyapı yatırımları, uzun vadede borçlanmayı artırabilir. 30 yıllık tahvil faizleri de yükseliyor.

- AB genelinde AB’de kamu borcunun GSYH’ye oranı 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 81,8’e yükselmiş durumda. Brüksel, Covid-19 dönemi için kullanılan borçlanma araçlarının geri ödenmesi sürecine girerken, yeni AB tahvilleriyle yeniden finansman önerileri tartışılıyor. Almanya, bu öneriye karşı duruyor ve bütçe dengesinin korunması yönünde görüş belirtiyor.