Küresel Kanser Öngörüleri (1990-2050): Düşük Gelirli Ülkelerin Artan Yükü ve Önleme Fırsatları

2050 yılına yaklaştıkça kanserden hayatını kaybedenlerin sayısının 18,6 milyona ulaşması, yeni vaka sayısının ise yaklaşık 30,5 milyona çıkması öngörülüyor. Çalışma, bu artışın temel nedenleri olarak nüfus artışı ve yaşlanan dünya nüfusu üzerinde duruyor. Ayrıca, kanser ölümlerinin dörtte birinden fazlasının değiştirilebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.

2023 verilerine göre, erkeklerde kanser ölümlerinin yaklaşık %46’sının bu risklerle bağlantılı olduğu ve başlıca etmenler arasında tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, alkol tüketimi, mesleki riskler ve hava kirliliğinin öne çıktığı ifade ediliyor. Kadınlarda ise bu oran %36 olarak kaydedilmiş ve en yaygın risk faktörleri arasında tütün kullanımı, güvensiz cinsel ilişki, sağlıksız diyet, obezite ve yüksek kan şekeri yer alıyor. Dr. Theo Vos, ülkelerin bu riskleri hedef alarak kanser vakalarını önleyebileceğini ve pek çok hayatın kurtarılabileceğini vurguluyor.

Rapor, 204 ülke ve bölgeyi kapsayarak 1990-2023 arasındaki verileri temel alıyor ve 47 farklı kanser türüne dair projeksiyonlar sunuyor. 2023 yılında dünya genelinde kaydedilen 18,5 milyon yeni vaka ve 10,4 milyon ölü, 1990’a kıyasla önemli bir artışı gösteriyor. Ancak yüksek gelirli ülkelerde ölüm oranları belirgin şekilde düşmüş durumda.

2050 yılına dek, kanser kaynaklı ölümlerin iki üçünün ve yeni vakaların yarısından fazlasının düşük gelirli ülkelerde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu ülkeler, artan kanser yükünden en çok etkilenecek gruplar olarak öne çıkıyor. Nepal Sağlık Araştırma Konseyi’nden Meghnath Dhimal, bu durumu “yaklaşan bir felaket” olarak tanımlıyor. Araştırmacılar, özellikle düşük gelirli ülkelerde erken tanı, yüksek kalitede tedavi ve destekleyici bakım hizmetlerinin kapasitesini artırmanın hayati olduğunu belirtiyorlar.