La Rinconada: Zirvede Yaşananların Gölgesinde Zazza’nın Perspektifi

Yoksulluk, açlık ve zehirli hava… Peru’nun And Dağları’nda, deniz seviyesinden yaklaşık beş kilometre yükseklikte konumlanan altın madeni kasabası La Rinconada, uzun yıllardır dünyanın en zorlu yaşam alanı olarak konuşulur. İtalyan gezgin Zazza bu ünvanın hakDerived mi olduğuna karar vermek için bu yasadışı kasabayı ziyaret etti ve deneyimlerini sosyal medya üzerinden paylaştı. Onun gözünden, insanlığın acı karşısında ne kadar ileri gidebileceğini anlamak mümkün oldu: “Hayatımın en zorlu deneyimiydi.”

Bu yüksek rakımda, Juliaca’dan üç saatlik zorlu bir otobüs yolculuğuyla ulaşmak mümkün. Kasabaya vardığında karşısında hemen soğuk ve kar vardı; deniz seviyesinden 5.100 metre yükseklikteki hava, oksijen eksikliği nedeniyle nefes almakta güçlük verdiriyordu. Zazza, sağlık kliniğine götürüldüğünde doktorların tedavi yerine koka yaprağı çiğnemesini ve aspirin almasını önermesiyle şaşkınlık yaşadı. Sağlık görevlisi, kasabanın acı gerçeklerini özetleyen şu sözleri söyledi: “Burada insanlar birbirini öldürüyor, çünkü çoğu sarhoş ve öfkeli.”

Güvenlik için kurşun geçirmez yelek giyen Zazza, kliniğin ardından gelen silah seslerini adeta doğrulayacak bir ortamla karşılaştı. Sokaklarda çöp yığınları, insan dışkıları ve alkol şişeleri yaygındı. Bölgedeki çocukların çoğu okula gitmek yerine madenlerde çalışıyor ya da zorla ticari seks işçiliğine yönlendiriliyordu. En vurucu görüntülerden biri, sağanak yağmur altında yerdeki çamurdan altın parçacıkları arayan bir adamdı. La Rinconada, 2000’li yılların başında başlayan “altına hücum” süreciyle küçük bir köyden 50.000 nüfuslu kanunsuz bir yere dönüşmüştü.

Bir başka zararlı etkisi, altın arıtımında kullanılan cıvanın bu bölgenin buzullarını ve içme suyunu kirletmesiydi. Bir madencinin ifadesiyle: “Bu durum insanları çıldırtıyor.” Kasabanın en derin sorunlarından biri alkolse, bazı inanışlar da ilginç bir çelişki içeriyordu: “Altın bulursan, bu parayı alkol, sigara ya da fuhuş gibi günah işlere harcamak zorundasın; ailen için harcamak utanç kaynağı oluyor.”

“Tek bir hata yaparsan ölürsün” uyarısı, Zazza’yı güvenlik kuvvetleriyle dolu daha tehlikeli bölgelere götürdü. Maden sahaları özel güvenlikler ve suç örgütleriyle çevriliydi; göze çarpan tabelaların üzerinde “Gördüğünüzde ateş edin, durmayın” yazıları konuşuluyordu. Bölgede izinsiz girmek neredeyse ölümcül sonuçlar doğuruyordu. Zazza’yı bu zorlu yolculukta bir polis memuru uyardı; hayata dair umudu zedelese de, gezgin bu deneyimi kaydetmenin ve paylaşmanın bedelini bildiğini ifade etti. Hayatta kalma stratejisi olarak gördüğü olaylar karşısında şu düşünceleri paylaştı: “Cehennemi hayal etsem, burası pek de farklı gözükmezdi.”

Yaşananlar çoğu kez sessiz kalınan bir gerçek olarak duruyor. Zazza’nın tanıklığı, insanların çaresizliğinin sınırlarını zorlayan bir tabloya dönüştü; oksijensizliğin, cıva zehirlenmesinin ve ailelerinden ayrı yaşamın bir arada nasıl varolduğunu ortaya koyuyor.