Longevity ve Bariyerler: Cilt, Bağırsak ve Kemik Sağlığında Güncel Yaklaşım
Sağlıklı uzun yaşamı hedefleyen bu sohbette Dr. Ayşegül Çoruhlu, cildin, kemiklerin ve damarların longevity ile ilişkisini yeniden ele alıyor. Cildin nem dengesinin sürdürülebilir olması için dıştan ve içten korunmanın kritik olduğunu vurguluyor. Seramid ve kollajen ile nemin içeride tutulması, güneşten korunma ve uyku ile cilt güzelliği arasındaki paralelliğin önemine dikkat çekiyor. Özellikle ince cilt yapısında bariyerin zayıflaması nedeniyle nemin sürekliliğinin gerekliliğini dile getiriyor.
Cildin yağ yapısı ve seramid kavramını merkezine alan konuşmada, cildin dış tabakasının esnekliğini sağlamak için seramidin önemli olduğu üzerinde duruluyor. Yüzde elliye kadar olan seramid oranı, cildin bariyerini güçlendiren temel bir unsur olarak belirtiliyor. Ayrıca keratin tabakasındaki rolü ve çevresel etkenlerin bariyere etkileri üzerinde duruluyor. Hem içten hem de dıştan korunmanın önemi, iç mukozal sistemlerden cildin dış sınırına kadar tüm bariyerlerin sağlığına bağlı olarak uzun ömür için kilit bir kavram olarak aktarılıyor.
Açıkça vurgulanan bir diğer nokta ise bağırsak, karaciğer ve kan-beyin bariyerlerindeki benzer bariyer mekanizması ve bu bariyerlerin bozulmasının yaşlanma hızını artırdığı. Otoimmün reaksiyonlar ve dış etmenlerle mücadelede immün ve fiziksel bariyerlerin tümünün sağlam olması gerektiği belirtiliyor. İmmün baskılayıcı tedaviler gibi yaklaşımların bu barierlerin korunmasında rol oynadığı ifade ediliyor.
Omega-3 ve pıhtıya karşı önlemler kapsamında damar sağlığının longevity açısından önemi vurgulanıyor. Balık yağı (Omega-3) ve nattokinaz gibi bileşenlerin kan dolaşımını destekleyebileceği ve pıhtı riskini azaltabileceği düşüncesi paylaşılıyor. Özellikle aile yatkınlığı olanlarda bu önlemlerin uzun vadede fark yaratabileceği belirtiliyor.
Kemik sağlığı için erken yatırım şarttır ifadesiyle 20 yaş sonrası artık kemiklerin süngerleşmesini yavaşlatmanın hedeflenmesi gerektiği aktarılıyor. Egzersiz ve D vitamini gibi basit adımlarla kemik yıkımına karşı koymanın mümkün olduğu, bu bağlamda kas-sarkoplazi ve genel kilo yönetiminin de önemli olduğu vurgulanıyor. Osteoporozla başa çıkmanın en temel yolu olarak mekaniği kullanmak ve travmayı artırmaya yönelik yük bindirmek öneriliyor.
En basit ve ekonomik güçlendirme yöntemi olarak ip atlamanın önerildiği, günlük kısa süreli egzersizlerle kemiğe yük verilmesinin kemik yapısını korumaya yardımcı olduğu belirtiliyor. Başka pek çok tedaviden önce bile bu pratik yaklaşımın fonksiyonel önemine dikkat çekiliyor.