Lüksor Keşfi: Amun Şarkıcıları Lahitleri ve 8 Papirüsün Gizemi

Nil Nehri’nin batı yakasındaki Qurna bölgesinde, Mısır tarihinin derinliklerine dair yeni bir buluntu grubu gün yüzüne çıktı. Amun’un Şarkıcıları olarak bilinen toplulukla ilişkili olduğu düşünülen 22 renkli lahit ve Üçüncü Ara Dönem’e ait olan 8 adet sağlam papirüs, arkeologlar tarafından titizlikle incelenmeye alındı. Eski Eserler Yüksek Konseyi ile Zahi Hawass Vakfı’nın ortaklaşa yürüttüğü kazılarda, yaşamın son dönemlerine ait bu eserler güvenli bir şekilde korunuyor ve kimliğini hâlâ koruyan yazıtlarıyla dikkat çekiyor.




Kazı çalışmasının başkanı dünyaca ünlü arkeolog Zahi Hawass, ana kayaya oyulmuş bir odada toplu bir defin alanının ortaya çıkarıldığını duyurdu. İçeride, canlı renklerle süslenmiş ahşap tabutlar on sıra halinde üst üste dizilmiş halde bulundu. Uzun süreli tasarruf için kapaklar ayrı kutulara alınmış ve böylece sınırlı bir alanda maksimum sayıda tablo ve objenin sergilenmesi sağlanmıştı. Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathi, buluntuların 21. ile 25. hanedanlar arasındaki cenaze ritüellerine dair önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Özellikle lahitlerin korunmuş olması, bu keşfi gerek bilimsel gerekse kültürel turizm açısından özel kılmaktadır.

Amun şarkıcılarına ait eserlerden birinin görseli: Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı

AMUN ŞARKICILARI VE BÜYÜLÜ DETAY

Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Hisham El-Leithy, tabutlar üzerindeki yazıların çoğunlukla şahıs adlarından çok dini unvanları işaret ettiğini ve sürekli olarak “Amun şarkıcısı” ifadesinin kullanıldığını kaydetti. Bu durum, mumyaların Yeni Krallık sonrası siyasi parçalanma sürecinde Teb tanrısının kültüne bağlı bir müzisyenler ve şarkı söyleyenler loncasına ait olduğuna dair kanıt sunuyor. Lonca üyelerinin büyük bölümünün kadınlardan oluştuğu bilinirken, cenazelerde ilahileri koruyan, anlatan ve Amun ile bağ kurmuş ruhani bir topluluk oldukları düşünülüyor.

2500 YIL BOZULMADAN KALMIŞLAR




Keşfin en çarpıcı parçalarından biri ise büyük bir seramik küpün içinden çıkan sekiz papirüs rulosu. Kil mühürleriyle kaplı bazı parçaların 2,5 milenya kadar hiç bozulmadan günümüze gelmesi, Mısırbilimcilerin metinleri laboratuvar ortamında değerlendirmek üzere sabırsızlandığı bir süreç başlattı. Restorasyon ve çeviri çalışmaları tamamlandığında, eski dünyanın sırlarını aydınlatacak açıklamaların kapıda olduğuna inanılıyor.

ORİJİNAL MEZARLARI ARIYORLAR

Saha sorumlusu Afifi Rahim, keşfinin Üçüncü Ara Dönem olarak adlandırılan döneme (MÖ 1070–715) ait olduğunu doğruladı. Ahşap eserler, nem ve böcek etkisiyle zarar görse de uluslararası standartlarda restorasyona tabi tutuluyor. Mumyalar üzerindeki antropolojik incelemeler ise dönemin beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumuna ışık tutacak değerli veriler sağlayacak. Ancak mevcut mezarların yağmalanması nedeniyle asıl mezarların bulunmasına odaklanan arkeolojik çalışmalar hız kesmeden sürüyor." . "