Merkezde Tarıma Destek ve Gençlik İçin Net Güçlendirme Çağrısı: Melih Meriç’in Sonuç Odaklı Planı
CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, İran-ABD-İsrail çatışmalarının küresel piyasaları etkilediğini, Türkiye’de ise üreticilerin yüzleştiği maliyet artışlarının sofralara yansıdığını dile getiriyor. Savaşın üreticileri korumak için adil ve hızlı tedbirlerle desteklenmesi gerektiğini belirten Meriç, bu baskının hemen son bulması için somut planların açıklanmasını talep etti.
Merivaştan, “Yanlış politikaların faturası üretici ve vatandaşın omzunda ağırlaşıyor” sözleriyle iktidara yönelttiği eleştirileri, özellikle gübre ve enerji maliyetlerindeki yükselişe dikkat çekerek sürdürdü. Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki aksaklıkların tarım girdisi tedarik zincirini kırdığını ve ürün fiyatlarını kontrolsüz şekilde yükselttiğini ifade etti. Gübre fiyatlarındaki dramatik artışları “felaket tablosu” olarak nitelendirdi ve borç yükü altında ezilen çiftçinin üretimden kopmaması için yeni politikalar gerektiğini vurguladı.
Planını şu sözlerle özetledi: akaryakıt maliyetlerindeki KDV’nin düşürülmesi, motorin üzerindeki ÖTV’nin KDV’sinin kaldırılması, ve e-çiftçilik gibi dijital uygulamaların yaygınlaştırılması. Ayrıca çiftçilerin kredi geri ödemelerinin kolaylaştırılması, üretim desteğinin doğrudan tarlada ve mazot-gübre aşamasında nakdi olarak sağlanması önerisini sundu. Enflasyon karşısında asgari ücret ve emeklilerin alım gücünün korunması için güncellemelerin hızla yapılması gerektiğini belirtti.
Meris, Türkiye’nin bu krizden çıkış yolunun liyakatli, güven veren ve gerçekçi bir yönetimin iş başına gelmesiyle mümkün olduğuna inanıyor. Üretim ekonomisinin güçlenmesi, çiftçinin desteklenmesi, sanayiciye kredi sorununun ortadan kaldırılması ve esnafın kaynaksız kalmaması hedeflerini ortak akılla Meclis ve toplumla paylaşacaklarını söyledi.
Gençlerimizin korunmasında reklam odaklı operasyonlar yeterli değildir, Meriç, ünlüler üzerinden yürütülen uyuşturucu operasyonlarını eleştirirken, gençliğin güvenliğinin sınır güvenliği ve derin istihbarata dayalı tedbirlerle sağlanması gerektiğini savundu. Uyuşturucunun toplumsal yaşamımıza olan etkisinin köklü tedbirlerle azaltılabileceğini ifade etti ve siyasilere düşen sorumluluğun bu yolda kararlı adımlar atmak olduğunun altını çizdi.
Vize konusuna da değinen Meriç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa’da karşılaştığı dışlayıcı tutumun yalnızca bir diplomatik sorun olmadığını, ulusal onurumuzu da zedelediğini belirtti. Bu konudaki Meclis çalışma ve araştırma taleplerinin ise üç yıldır sonuçsuz kaldığını ifade etti. Dış politikadaki yanlış yönelimlerin bu sonuçları doğurduğunu savundu.