Merkür Ziyareti: Almanya-Çin Ekonomik ve Jeopolitik Dengelerinin Yeni Yönleri
Alman Başbakanı Merz’in Çin Ziyareti: Ekonomi ve Güvenlik Çekişmesi
Almanya’nın siyasi sahnesinde önemli bir dönemeç olarak değerlendirilen bu ziyaret, Merz’in Çin ile güvenlik, ticaret ve insan hakları konularını kapsamlı olarak ele alacağını gösteriyor. ABD’nin tarife politikaları ve tek taraflı adımları, Avrupa’nın Çin ile ilişkilerini yeniden şekillendirme ihtiyacını güçlendirirken, Merz’in resmi görüşmeleriyle birlikte Çin’deki yatırımlar ve endüstriyel ortaklıklar da ön planda olacak.
Merkel yönetiminden bu yana Çin’e yapılacak ziyaretler, çok yönlü bir yaklaşımı zorunlu kılıyor: Çin’in eski başkenti Yasak Şehir’i ziyaret edecek olan Merz, Mercedes-Benz’e ait merkezler ve Siemens Energy’nin üretim tesislerini de ziyaret ederek sanayi işbirliğini somut bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor. Ardından Hangcou’daki bir robotik şirketin merkezine geçilecek ve burada gelecek nesil teknolojilere ilişkin temaslar kurulacak.
Gündemdeki ana konular arasında güvenlik, jeopolitik dinamikler ve ticaretin ayrıntılı incelemesi yer alıyor. Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin dış politika tutumları da ziyaretin jeopolitik boyutunu güçlendiren unsurlar olarak değerlendiriliyor. Hükümet sözcüsünün açıklamasına göre Merz, Çinli muhataplarıyla bu konulara dair derinlemesine görüşmeler yapacak.
Çin-Almanya arasındaki ticaret dengesi ve enerji güvenliği başlığı altında, ikili ekonomik ilişkilerin yaşadığı değişimlere odaklanılacak. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi ivmesini sürdürürken, Çin’in Almanya için en büyük ticaret ortağı olarak konumunu güçlendirdiği belirtiliyor. 2025 verilerine göre, Çin’in Almanya’ya olan ihracatı büyürken, Almanya’nın Çin’e ihracatı da görece daralmış durumda. Bu durum, Alman sanayisinin Çin’e olan bağımlılığını ve yatırımların yönünü yeniden tanımlıyor.
Nadir toprak metalleri ve kritik mineraller alanında Çin’in küresel arz güvenliğini sağlama adına attığı adımlar, Almanya için hayati öneme sahip. Alman sanayisi için kritik olan bu hammaddelere erişim konusundaki güvence, üretim zincirinin istikrarını doğrudan etkiliyor. Özellikle otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerinde Çin ile ilişkilerin stratejik boyutu, yatırım kararlarını ve AR-GE odaklı yaklaşımı tetikliyor.
İstatistiksel tabloya dayalı öne çıkan veriler doğrultusunda, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında da büyümeye devam ederken, Almanya’nın Çin’e karşı ticari açığı dikkat çekiyor. Çin’in Almanya’ya ihracatı ve Almanya’nın Çin’e ihracatı arasındaki fark, bu ilişkinin dinamiklerini belirliyor ve gelecekteki yatırım kararlarını yönlendirebilir.