Paris İstinaf Mahkemesi Omar Alami Kararında Tazminat ve Bonus Haklarını Geri Aldı

Paris İstinaf Mahkemesi, BNP Paribas’nin eski kıdemli yöneticisi Omar Alami lehine verilen tazminat kararını iptal etti. Çalışanların söz konusu ortamı, duygu durumunu zedeleyen baskı ve feodal anlayış olarak nitelediği tanık beyanları, karar sürecinde belirleyici rol oynadı. Bu gelişme ile birlikte Alami yaklaşık 2 milyon dolar değerindeki tazminat ve bonus haklarından mahrum kaldı.

Çalışanların tanıkları kararın belirleyicisi oldu Hisse senedi türevleri satış biriminin eski başkanı olan Alami, 2019’da “ağır kusur” gerekçesiyle işten çıkarılmıştı. İş mahkemesinin 2022’de aldığı tazminat kararına bankanın itirazı üzerine dosya istinafa taşındı. Mahkeme heyeti, çalışanların ifadelerini inceleyerek bankacının yönetim tarzının profesyonel sınırları aştığını tespit etti. Bir çalışanın “Hayatımda hiç bu kadar mutsuz hissetmemiştim” sözleri ise kayıt altına alındı.

Hatalı işlem nedeniyle hakaret iddiaları Fesih sürecini tetikleyen asıl olay, Alami’nin bir işlemciyi 800 bin euroluk hata yaptığı iddiasıyla iş arkadaşları önünde ağır sözlerle eleştirmesiydi. Ancak daha sonra bu hatanın tekrarlanmadığı görüldü. Mahkeme, bu olayı tek başına ele almayıp Alami’nin genel yönetim biçiminin bir parçası olarak değerlendirdi ve iç soruşturmalarda ortaya çıkan baskı ve stres ortamını fesih için yeterli gerekçe olarak buldu.

Boncular ve tazminat geri alındı İstinaf mahkemesi, kesinleşen kararında Alami’ye ödenmesi öngörülen yaklaşık 1,7 milyon euro (2 milyon dolar) tazminat ile 650 bin euro değerindeki ertelenmiş bonus haklarının iadesine hükmetti. Mahkeme, fesih gerekçelerinin somut veriler ve tanık beyanlarına dayandığını net bir şekilde kayda geçirdi.

Ayrımcılık iddiası kanıtlanamadı Fas kökenli olması nedeniyle ayrımcılığa uğradığını öne süren Omar Alami’nin savını mahkeme somut kanıtlar üzerinden değerlendirdi. Paris İstinaf Mahkemesi, iddiaları destekleyecek yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle bu savunmayı reddetti. Fesih bildiriminin içeriğinin, ayrımcılığa işaret eden bir ifade olarak olmadığını, çalışanların karşılaştığı yüksek stresin bir sonucu olarak değerlendirdi.