Selametköy Mağdurları: Kanal İstanbul Bölgesinde 49 Yıldır Süren Tapu Sıkıntısı ve Davanın Seyri

Ali Can POLAT’ın haberine göre Kanal İstanbul bölgesinde inşaata bağlı işlemlerde yaşanan usulsüzlük iddiaları bitmiyor. Bölgede pek çok yapı, köprü ve otoyol yükselirken 400 kişilik ‘Selametköy Mağdurları’ grubu, arsa tapularını 49 yıldır alamadıklarını belirterek mahkeme kararını bekliyor. 1976’da Milli Görüş hareketiyle birlikte başlayan süreçte Arnavutköy Dursunköy’deki arazi alımları, Selametköy adıyla inşa edilmek istenen projelerin tapularına ulaşamaması sorununu doğurdu.

İNŞAATLAR YÜKSELİYOR Yapılan tahminlere göre bölgede yaklaşık 40 dönümlük arazi, önce Yeni Neşriyat AŞ’nin hisseli tapusuna çevrildi; ardından bu hisseli tapular 2006’da Giz Ajans adlı şirkete 20 milyon TL karşılığında devredildi. Giz Ajans’ın Yıldız Holding’e geçtiği ve 2013’te Emlak Konut’a satıldığı iddia ediliyor. Ardından Kuzey Marmara Otoyolu ve Kanal Projesiyle bölgenin imar yapıları değişti ve şimdi mağdurların hak sahibi olduğu arazilerde Kanal İstanbul konutları yükseliyor.




Mağdurlar, duruşmada hakimin tazminata hükmetmesini bekliyor. Avukat Atıf Şenel, olayları şöyle özetliyor: “Kampanyadan arsa kazanan 400 kişi tapularına kavuşamadı. Başlangıçta arsa, şirketle hisseli tapuya dönüştürüldü; daha sonra bu arsalar 2013’te Emlak Konut’a devredildi. Şu anda bölgede yaşanan değişimlerle mağdurların hakları tartışılıyor.”

Noter kayıtlarının kaybolduğu iddiası Mağdurlar, davada noter kayıtlarının teknik arıza nedeniyle kaydedilmediğini öne sürüyor. Osman Emre Akın, “Daha sonra kayıtları Milli Gazete’nin Milli Kütüphane arşivinden aktardık. Davaya bakan hakim ‘yetkisizlik’ kararını verdi; daha sonra fetö’cü olduğuna dair iddialar gündeme geldi ve bu kişi ceza aldı. Şu anda davada taraflar lehine karar çıkması umuduyla yeni hakimin kararını bekleniyor” dedi.

İki taraf da “İlgimiz yok” diyor Yıldız Holding, olayın müdahil olmadığını ve arsaları Yeni Neşriyat’ın sattığı bir şirketten aldıklarını savundu. Mağdurlar ise Giz Ajans’ın Murat Ülker’e ait bir paravan şirket olduğu yönünde iddia ortaya koyuyor. Milli Gazete yönetimi ise davanın kendileriyle ilgili olmadığını ve “davaya taraf olmadıkları” açıklamasını yineledi.