Suriye’deki Toplu Mezarlar: Acı Gerçekler ve Kaybolanlar
Toplu Mezarların Acı Gerçekleri
2024'ün son günlerinde, 29 Aralık'ta Suriye Sivil Savunması, Humus'un batısındaki al-Kabu köyünde dört toplu mezarın bulunduğunu duyurdu. Bir zamanlar Esad rejiminin "Ulusal Savunma Gücü" tarafından kontrol edilen bu bölge, binlerce kişinin cenazesini barındırmaktadır. The New Arab haber sitesinin derlediği bilgiler, bu mezarların arkasındaki acı ve kayıpları gözler önüne seriyor. Esad'ın Moskova'ya kaçmasının ardından, toplu mezarların bulunduğu yerler tek tek kazılmaya başlandı. Kaybolan yakınlarını arayan Suriyelilerin oluşturduğu ekiplerin kazmayı vurduğu yerde, yıllar önce kaybolmuş bir kişinin bedeni ortaya çıkıyor. Aralık ayının başlarında Şam'da keşfedilen bir toplu mezarda en az 100 bin kişinin kalıntıları bulunduğu bildirildi. Suriye Acil Görev Gücü başkanı Muaz Mustafa'ya göre, bu kalıntılar rejim tarafından öldürülen kişilere aittir. Başkent Şam'ın 40 kilometre kuzeyindeki el Kutayfe bölgesinde bulunan bu alan, varlığından emin olunan beş mezardan biri olarak kaydedildi.
EN SON MEZAR HALEP'TE
Pazartesi günü, Suriye İçişleri Bakanlığı, Halep'te yüzlerce cesedin gömüldüğü yeni bir toplu mezar bulunduğunu açıkladı. Bir Suriye vatandaşı, yetkililere mezarın yerini bildirdi. Halep İl Polis Komutanı Tuğgeneral Ahmet Latuf'un liderliğinde, bölgede detaylı bir araştırma başlatıldı. Kalıntıların kimliklerinin tespit edilmesi için çalışmalar sürüyor. DNA testi kullanılarak cesetlerin kimlikleri doğrulanacak; ancak bu testlerin, yıllar sonra bulunan kalıntıları teşhis etmek için yeterli olamayabileceği endişesi var.
YAKINLARINI BULMAK İSTİYORLAR
Kayıp yakınlarından haber bekleyen aileler için bu durum, acılarına acı katıyor. Sezar Aileleri Derneği başkanı Yasmin Almaşan, "Bu bizim için son derece hassas bir konu. Yıllarca beklediğimiz kişilerin bu mezarlarda olabileceğini düşünmek büyük bir acı." dedi. Almaşan, kayıp yakınlarının teşhis edilmesinin önemine vurgu yaparak, "Eğer öldülerse, en azından kalıntıları teslim edilmeli. Onlara uygun bir cenaze yapılmalı." şeklinde konuştu. Suriyeliler, bu toplu mezarları, Esad ailesinin on yıllar boyunca muhalifleri susturmak için kullandığı baskı mekanizmasının kaçınılmaz sonucu olarak görüyor. Seydneya gibi hapishanelerde işlenen cinayetlerin, bu mezarlarda gizlendiği düşünülüyor.
ŞİDDET ÜZERİNE KURULMUŞ SALTANAT
1970'te iktidara gelen eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, yönetimini baskı ve şiddetle tesis etti. Ülkenin geniş istihbarat ağları tarafından yönetilen hapishaneler ve gözaltı merkezleri, bu şiddet sisteminin merkezinde yer aldı. Oğlu Beşar Esad, babasının oluşturduğu bu baskı yapısını yönetimine dahil etti. 2011'deki iç savaşın ardından bu hapishaneler, devlet şiddetinin simgesi haline geldi. Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, 2011'deki iç savaşın başlamasından bu yana 158 binden fazla kişi kayıp veya tutuklu. Bu kayıpların 5 bininden fazlası çocuk ve 10 binden fazlası kadın. Bu gözaltı merkezlerinde tutuklular, açlık, dayak ve tecavüz gibi ağır işkencelere maruz kaldı. Birçok kişi bu baskı sonucu yaşamını yitirdi ve toplu mezarlarda gömüldü.
SAYISIZ MEZAR, HALA ARANIYORToplu mezarların kesin sayısı hala bilinmiyor. Almaşan, bu sayının çok yüksek olduğuna inanıyor ve şehirlerin dışındaki büyük mezarların yanı sıra, yerleşim bölgelerindeki küçük mezarların ve askeri kontrol noktalarına yakın alanların potansiyel mezar yerleri olabileceğini tahmin ediyor. Bu alanların keşfi zahmetli bir süreç. Almaşan, hayatta kalanların tanıklıklarına, belgelerine ve bazen ileri teknolojiye güvendiklerini belirtiyor. Uydu görüntüleme ve topografik tarama gibi araçların bu çalışmalara yardımcı olabileceğini ancak bu kaynakların kendilerinde bulunmadığını ifade ediyor. Toplu mezarların keşfi, aktivistlerin ve insan hakları gruplarının bu alanlara çok dikkatli yaklaşılması gerektiği yönündeki çağrılarını yeniden gündeme getiriyor. Bu gruplar, mezarların uzmanlar tarafından incelenene kadar dokunulmadan bırakılmasını ve adalet için delillerin korunmasını talep ediyor.