Türkiye-Ermenistan İlişkilerinde Yeni Denge: Ermeni Kilisesi ve Ankara’nın Rolü Üzerine Bir Değerlendirme

Bir enstitünün yayımladığı rapor, Türkiye’nin ışıltılı bir dış politika kazanımı hedefiyle ilerlediğini ileri sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ermenistan üzerindeki kontrolü güçlendirmek amacıyla mevcut engelleri aşmaya hazırlandığı iddiası, Katolikos II. Garegin’in görev tanımına da vurgu yapılarak dile getiriliyor. Rapor, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin ruhani liderinin hareketleriyle Türkiye’nin etkisini artırmayı hedeflediğini savunuyor ve bu kişinin görevden alınmasının Ermenistan’ı Türkiye’nin etkisine daha açık hâle getireceğini öne sürüyor.

Ermenistan’ın iç siyaseti üzerinde Ankara’nın baskısının artacağı düşüncesi, Erivan’ın Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışını da beraberinde getiriyor. Makale, Paşinyan yönetiminin Osmanlı geçmişine ilişkin soykırım tezlerini resmi olarak terk etme yönünde adımlar attığını belirtiyor ve bu yaklaşımın Fransa ve Rusya başta olmak üzere diaspora bağlarını etkilediğini öne sürüyor. Dağlık Karabağ konusundaki tutumun da Türkiye-Azerbaycan çizgisine yakınlaştığı ve savaşın sonuçlarıyla birlikte bölgede nüfus aktarımının gerçekleştiği ifadeler arasında yer alıyor.

Katolikos’un kimliği ve gelecek adaylık tartışmaları üzerinden ülkenin bağımsızlık hissiyatını sınırlı bir alanla tutan Ermenistan’a dair, kilisenin rolünün belirleyici olduğu vurgulanıyor. Paşinyan’ın Kilise’ye ilişkin yönelim değiştirme hedefinin uzun süre tartışıldığı, ancak belirsizliğin artık aşıldığına dair analizler paylaşılıyor. Makale, Ankara ve İstanbul’un Eçmiadzin üzerinde belirgin bir konuma sahip olduğunu ifade ediyor.

ADAYININ Ankara’da belirdiği iddiası rapor, Türkiye’nin tek bir isim üzerinde yoğunlaştığını öne sürüyor. Erdoğan’ın danışmanlarıyla yapılan görüşmelerin, İstanbul Ermeni Apostolik Kilisesi Patriği Sahak II’nin adaylığını gündeme getirdiğini aktarıyor. Sahak II’nin Türk yetkililerin desteğini alması ihtimali ve Kilikya ile Lübnan’daki bazı din adamlarının bu adaylığa sıcak baktığı belirtiliyor.

Erivan üzerinde ‘tam kontrol’ iddiası makalenin sonunda netleşiyor: aday kim olursa olsun, Türkiye’nin Ermenistan’da belirleyici bir etki kuracağı savunuluyor. Bu durumun Ermenistan’ın siyasi ve toplumsal karar alma süreçlerini dış etkilerle yönlendireceği vurgulanıyor.