Tyneham Köyü: Savaşın Sessiz Tanığı ve Zamanın Gölgesinde Kalan Evler
İngiltere’nin Dorset bölgesinde yer alan Tyneham Köyü, zamanın durduğu anılarıyla dikkat çeker. Bir zamanlar canlı bir yerleşim olan köy, İkinci Dünya Savaşı sırasında alınan kararlarla tamamen boşaltıldı; aradan geçen 82 yılın ardından bile eski sakinlerine kapılarını yeniden açmadı.
Jurassic Coast olarak bilinen etkileyici sahil şeridi boyunca uzanan Tyneham, bugün ziyaretçilere savaşın siviller üzerindeki etkisini hatırlatan sessiz bir tanık gibi duruyor. 1943 yılı, köy halkı için dönüşün mümkün olmadığı kırılma noktasıydı. İngiliz ordusu, bölgeyi askeri eğitim alanı olarak kullanmak üzere köye el koydu. The Mirror’ın haberine göre, kuşaklar boyunca yaşamış ailelere evlerini terk etmeleri için yalnızca bir ay süre tanındı. Köy çevresi, Lulworth atış poligonuna yakınlığı nedeniyle Müttefik askerlerinin eğitim merkezi haline getirildi.
“Bir gün geri döneceğiz” inancı, kilisenin girişine asılan notta da somut bir şekilde yer ediyordu: “Lütfen kiliseye ve evlere özen gösterin. Nesiller boyu yaşadığımız evlerimizi, özgürlük için verilen savaşta katkı sağlamak amacıyla bıraktık. Bir gün geri döneceğiz.” Ancak bu umut hiç gerçekleşmedi. Savaş sona erdiğinde dahi Tyneham ve çevresindeki topraklar askeri eğitim alanı olarak kullanılmaya devam etti.
Köyün son sakini bu yıl vefat etti iken bugün Tyneham, yılın belirli dönemlerinde kapılarını ziyaretçilere açan hüzünlü ve düşündürücü bir durak olarak anılıyor. Ziyaretçiler, terk edilmiş evler, kilise ve okul binasını dolaşırken köyün yarım kalan hayatını deneyimleyebiliyor. Bir ziyaretçinin ifadesiyle köy, “hüzünlü ama içgüdüsel olarak insanı yeniden keşfe çağıran” bir atmosfere sahip.
Köyün son sakini Peter Wellman, bu yıl nisan ayında 100 yaşında hayata veda etmişti. Doğup büyüdüğü Tyneham’a geçen sene son kez gelen Wellman, o günleri şöyle anlattı: “Elektrik yoktu, doğal gaz yoktu, musluktan su aktığı da söylenemezdi. Suyu kilisenin yanından pompalarla çeker, balığa giderdik; uskumru bulurduk. Taşınmak zorunda kalana kadar mutlu olduğumuz bir yerdi.”