Uyku ve Longevity: Biyolojik Yenilenmenin Anahtarı Ayşegül Çoruhlu ile Derinlemesine Bir Sohbet

Yaşam sürecimizin uzamasıyla ilgili ipuçları veren Ayşegül Çoruhlu, uyku düzeninin beden üzerindeki etkisini sade ve anlaşılır bir dille anlattı. Uyumanın sadece dinlenmek olmadığını, hücresel düzeyde yenilenmeyi tetikleyen bir süreç olduğunu vurguluyor.




Uyku, savunmasızlık halinde bile yaşamın sürmesini sağlayan bir dengedir. Bu denge, bedenin çeşitli durumları düzeltmesini ve hücrelerdeki bozulmaları onarmasını mümkün kılar. Uyku esnasında vücut içsel olarak yeniden yapılandırılır ve bu süreç, sabahları daha enerjik hissetmenin anahtarıdır.

Gündüz ile gece arasındaki biyolojik fark konusunda felsefi bir bakış sunan Çoruhlu, gece uyumanın yaşlanma hızını düşürdüğünü, gündüz uyumanın ise bu hızın daha hızlı olması anlamına geldiğini belirtiyor. Gece boyunca gerçekleşen yenilenme süreci, vücudun kendini toparlaması için kritik öneme sahiptir.




Uykuya geçişin ideal saati hakkında düşüncelerini paylaşan uzman, 23:00 civarında yatmanın melatonin salgısını tetiklediğini ve yaklaşık 10:30-11:00 aralığında uyku pikinin ortaya çıkacağını belirtiyor. Bu dönemde karanlık ve sakin bir ortamın olması, ışık kaynağından uzakta kalmayı da beraberinde getiriyor. Akıllı telefon ve benzeri cihazlardan yayılan mavi ışığın melotonini azalttığına dikkat çekiyor.

Uyku hijyeni kapsamında odanın serin olması (yaklaşık 22 derece), karanlık bir ortam ve uyku öncesinde hafif bir hazırlık süreci öne çıkıyor. Ayrıca uyumadan önceki çevresel etkenlerin azaltılması, uyku kalitesini doğrudan etkiler. Karanlıkta yatmak, yatak odasında sakin bir hava oluşturmak ve gerekirse uyku maskesi kullanmak, iyi bir uyku için öneriliyor.

Gece çalışmanın olumsuz etkileri üzerine konuşan Çoruhlu, gece çalışanların kronik hastalıklar, kanser ve nörodejeneratif hastalıklar açısından daha yüksek risk altında olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, gece çalışmak yerine uyku hijyenine öncelik verilmesi gerektiğini anlatıyor. Uykuyu toparlamak mümkün olsa bile, beslenme, oksijen, stres yönetimi gibi alanlarda da dikkatli olunması gerekiyor.

Tuvalet alışkanlığı iyi uykuya işaret eden önemli göstergelerden biridir. Sabah kalkınca belirli bir saatte büyük tuvaleti yapmak, parasempatik sistemin aktifleştiğine ve yarı rüya durumundan çıkışa işaret eder. Diş sıkma gibi belirtiler de uyku kalitesinin dolaylı göstergeleri olarak görülebilir.

Uyku sorunları için bitkisel destekler konusunda bazı öneriler ayrıca öne çıkıyor. St. John’s Wort (sarı kantaron) ve Rhodiola kombinasyonu, anksiyete ve mükemmeliyetçilik gibi stresli duyguları hafifletmede doğal bir yol olarak öne sürülüyor. Yatarken bu bitkisel karışımın alınması, etkisini göstermeye başlıyor.