Yargıtay Kararıyla Ücret Artışında Yeni Çerçeve: Asgari Ücret Üzerine Bağımlı Olmayan Zamlar ve Sosyal Hakların Hesaplama Yöntemi

Türkiye’de Ocak 2026 verilerine göre sigortalı çalışan sayısı 16 milyon 699 bin olarak kayıtlarda yer alırken, kayıt dışı çalışanlar dikkate alındığında bu rakam 20 milyona yaklaşıyor. Kayıtlı çalışanların yaklaşık 2 milyon 139 bini toplu iş sözleşmesi kapsamındayken, geriye kalan büyük bölüm için ücret artışları bireysel sözleşmeler veya işveren inisiyatifiyle belirleniyor.

Habertürk’ün haberine göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir işçinin açtığı tazminat davası üzerinden ücret zammı kriterlerini yeniden çerçeveledi. “SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ” TARTIŞMASI başlığıyla ele alınan davada, işçinin 1989-2005 yılları arasında aynı şirkette çalıştıktan sonra taşeron firmaya devredildiği süreçte, işverenin 2006 yılında sosyal yardımların ve ikramiyelerin bordroda “diğer” kalemi altında toplanmasını öngören bir belge imzalattığı belirtiliyor. Emeklilik sonrası 2016’da, sosyal haklarında uzun süredir yeterli zam yapılmadığı ve ödemelerin asgari ücret artış oranının altında kaldığı iddiasıyla işçi, ücret ve kıdem tazminatı farkı talebiyle dava açıyor.

Yerel mahkeme başlangıçta işçinin haklı bulduğu ve asgari ücret artışına göre bir hesaplama yapılması gerektiğini kararlaştırırken, Yargıtay bu hesaplama metodunu ve zam zorunluluğunun sınırlarını hukuki çerçeveye oturtuyor. “SÖZLEŞMEDE MADDE YOKSA ZAM ZORUNLULUĞU BULUNMUYOR” ifadesiyle, işverenin ücreti asgari ücretin altına düşürmemek şartıyla belirli koşullar dışında zam yapma yükümlülüğünün olmadığını vurguluyor. Kararda şu görüşler öne çıkıyor: İşveren, işçi ile akdedilmiş iş sözleşmesi ya da mevcut toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücreti, bu sözleşmelerde belirlenmiş bir ücret yoksa ve işyeri uygulaması da yoksa asgari ücretin altına düşmemek şartıyla rayice göre ücret ödemekle yükümlüdür. Ayrıca, işverenin ücret miktarını asgari ücrete eşit ya da üzerinde tutarak zam yapma zorunluluğu olmadığı belirtiliyor; asgari ücrete yapılan zam oranı kadar da olsa bir zorunluluk bulunmamaktadır.

HESAPLAMA YÖNTEMİ DEĞİŞİYOR Karar, işçinin ikramiye ve sosyal haklarının doğrudan asgari ücrete orantılarak hesaplanmasının hatalı olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Ücret farkı ve kıdem tazminatı hesaplanırken, sosyal ödemelerin asgari ücret yerine ödemenin ilk yılındaki brüt ücrete oranlanması gerektiği hükmü sabit tutuluyor. Bu değişiklikle birlikte, iş sözleşmesinde her yıl için sabit bir zam öngörülmeyen veya yaygın bir uygulama olmayan işyerlerinde, ücretlerin asgari ücrete düşmemesi kaydıyla zam yapılması ya da yapılmaması işverenin takdirine bırakılıyor.