Yenilebilir Topraklar: Masharu’nun Turunç Tadında Anti-Kapitalist Arşiv

Yeryüzünden toplanan yüzlerce çeşit toprak, saksıya sığdırmak için değil, adeta bir menü olarak sergileniyor. Kendini bir toprak yiyici olarak tanımlayan Masharu’nun hayata geçirdiği Yenilebilir Topraklar Müzesi, arkasındaki tarihsel ve toplumsal dinamikleri gözler önüne seren provokatif bir arşiv olarak karşımıza çıkıyor. Hikayesi, 12. yüzyılda Houthem köyünde yaşayan Şövalye Gerlachus’un mezarından alınan mucizevi toprakların yenilmesiyle başlayan bir düşünce akımının günümüze uzanan bir izdüşümü gibi görünüyor. Bugün ise Masharu’nun ellerinde bu düşünce, küresel ölçekte çarpıcı bir müzeye dönüşüyor.

Projenin beyni olarak öne çıkan Masharu, çocukluğunda kil ve kum yiyerek başlayan alışkanlığını toplum baskısıyla bir süre geri plana atmış. 2007’de Hollanda’da doktora yaparken beyaz tebeşirleri yemeye başlamasıyla bu alışkanlık yeniden can bulmuş. Müzede, en az bir kişi tarafından “yenilebilir” bulunduğu tespit edilmiş ve 44 ülkeden toplanan 600’ün üzerinde toprak örneği sergileniyor. KİLOSU BİNLERCE EURO OLAN LÜKS ÇAMURLAR ifadesiyle vurgu yapılan bir tablo ise, Batı’da toprak yemeyi ‘ilkel bir sapkınlık’ olarak gören bakışla karşı karşıya kalıyor. Ancak proje, lüks pazarda saklanan gerçekleri de gün yüzüne çıkarıyor: Volkanik zeolit minerali gibi doğal detoks yapıcılar yarım kilo için 23 Euro’ya, Sedona ve Barjo toprağından yapılan külah şeklindeki ham toprak kümeleri hızlı bir talep görüyor. Ayrıca 12 haftalık anti-aging adlı kürlerin fiyatı 500 Euro’yu aşıyor; toprak bu noktada bedava tüketilmesi gereken bir gıda olarak değil, pahalı bir kapsül ya da toz olarak pazarlanıyor.

Sokakta bulunan toprağın tüketilmesi ölümcül riskler taşıyabilir endişesiyle Masharu, geçmişteki kullanım biçimlerini hatırlatıyor: topraklar, güç arayışını, atalarla bağ kurmayı ya da bazı hastalıkları hafifletmeyi amaçlarken, günümüzde kirlilik ve sağlık riskleri nedeniyle güvenli olmayan bir alan hâline geldi. Şehir gürültüsünün arasına karışan bu riskleri en aza indirmek için Masharu kendi steril yenilebilir kompostunu üretiyor.

Sanatçının projedeki temel düşüncesi şu cümleyle özetleniyor: “Bu çok anti-kapitalist bir fikir. Sadece toprağı yiyebilseydik, dünya ekonomisi çökerdi; bu da küresel gıda zincirlerini sarsar ve bizlere geniş çaplı bir özgürlük alanı açardı.”