Yıllardır evden çıkmadan yaşıyorlar: Sayıları milyonu aşıyor
Yıllardır odalarına kapanan insanlar, Japonya’da toplumsal yaşamdan bütünüyle kopmuş bir yaşam sürüyor. Bu duruma verilen ad, Hikikomori. Çalışmayı ve sosyal iletişimi reddeden bu kişiler, dış dünyayla bağlarını yalnızca internet üzerinden sürdürüyorlar.
10 YILDIR ODASINDAN BİLE ÇIKMIYOR +90’ın derlediği habere göre, 32 yaşındaki Yusuke son on yılı neredeyse tamamen evinde geçirdi. Çocuklukta yaşadığı zorbalık ve travmalar, üniversite yıllarında onu daha da içe kapattı. Şimdi günlerini televizyon sesine odaklanmış bir şekilde tavana bakarak geçiriyor. “Dünyadan korkuyorum. Basit bir telefon görüşmesi bile beni strese sokuyor” diyor.
AİLELER ÇARESİZLİK İÇİNDE… Hikikomorilerin büyük çoğunluğu hâlâ ebeveynleriyle yaşıyor. Yusuke’nin annesi gibi birçok ebeveyn, çocuklarını dışarı çıkmaya ikna etmek için defalarca denemeler yapıyor; fakat çoğu zaman sonuç alınamıyor. Bu durum, aileleri derin bir depresyona sürüklüyor.
SESSİZ ÖLÜMLERİN SAYISI ARTIYOR Japonya’da her yıl yaklaşık 30 bin hikikomori yaşamını kaybediyor. Çoğunun ölümü intihar değil; insanlar fark edilmeden, sessizce hayatlarını yitiriyorlar. Hatta bazı vakalarda komşular, ölümün kokusunu evden gelen sinyallerle haftalar sonra fark ediyorlar.
NEDEN HİKİKOMORİ OLUYORLAR? Uzmanlar bu olgunun 1990’larda başlayan ekonomik krizin bir etkisi olduğunu belirtiyor. Katı çalışma kültürü ve yüksek beklentiler, bireyler üzerinde ağır baskılar yaratıyor. Kurallara uyamayanlar kendilerini “işe yaramaz” ve “utanç kaynağı” olarak görüyorlar; bu da onları evlerine çekip saklanmaya itiyor.
YARIM MİLYON SESSİZ HAYAT Bazı sivil toplum kuruluşları, hikikomorileri evlerinden çıkarmak için adımlar atıyor. Katılımcılara iş eğitimi veriliyor, sosyal iletişim pratiği kazandırılıyor. Başarılı olanlar yavaş yavaş yeniden iş hayatına dönmeye başlıyor. Bugün Japonya’da yaklaşık yarım milyon hikikomori olduğu tahmin ediliyor. Çoğu hâlâ dünyaya adım atamasa da bir kısmı yaşadıkları deneyimi anlamlı bir hayata dönüştürmeye çalışıyor.
Onların varlığı, Japon toplumuna şu soruyu hatırlatıyor: Gerçekten üretkenlik mi insanı değerli kılar, yoksa yaşamın kendisi mi?