Yoro Balık Yağmuru: Bilim, İnanç ve Gizemin Buluşması

Fırtına sakinleştiğinde kasaba sokakları, yüzeyde milyonlarca gümüşi balıkla kaplandığında dönülmesi gereken şaşkınlıkla karşılaşılıyor. Bu olağanüstü tablo, bölge halkı için her yıl tekrarlanan bir gerçeğe dönüşüyor ve dünya çapında merak uyandırıyor. HER YIL KAYIT ALTINA ALINIYOR Balık yağmuru, Yoro’da düzenlenen “Festival de la Lluvia de Peces” ile resmi olarak kutlanır; bilim insanları tarafından uzun süredir incelenen ve belgelerle desteklenen bir doğa olayı olarak kaydetmiştir. Göz alıcı ayrıntı, yağan balıkların tatlı su çipurasına benzeyen ve bölgedeki yüzey sularında yaşamayan bir türe ait olmasıdır. Bir kısmı hâlâ canlı, çoğu ise kör olması ise bu esrarengiz durumu daha da derinleştirir.




BİLİM DÜNYASI İKİ TEORİ ÜZERİNDE DURUYOR Balık yağmurunu açıklamaya dönük iki ana hipotez bulunuyor. İlk teoriye göre, deniz üzerinde oluşan güçlü hortumlar, sığ sulardaki balıkları içine çekip fırtına bulutlarıyla kilometrelerce sürüklüyor ve yağmurla karaya düşüyor. İkinci ve daha tartışmalı görüş ise yer altı sularına odaklanıyor: bazı bilim insanları, şiddetli yağışların yer altı nehirlerini taşıyarak balıkların toprak altından yüzeye çıkmasını sağladığını öne sürüyor. Körlüklerini uzun süre ışık görmeden yaşamalarına bağlayan savlar, bu hipotezleri destekler nitelikte.

HALK İNANCINA GÖRE KAYNAĞI BİR DUA Yoro’nun sakinleri için olayın açıklaması bilimsel değildir; manevi bir perspektife dayanır. 1850’li yıllarda bölgeyi ziyaret eden İspanyol misyoner Jose Manuel Subirana’nın, halkın yoksulluğu nedeniyle defalarca dua ettiği anlatılır. Rivayetlere göre bu duaların ardından ilk kez gökten balık yağmış ve o günden sonra her yıl tekrarlanmıştır. Günümüzde fırtına dindiğinde insanlar kovalarla dışarı çıkıp balıkları toplar ve sofralarına taşırlar. Yaklaşık iki asırlık bir süredir süregelen bu olay, doğa bilimlerinin tam olarak çözemediği en ilginç vakalardan biri olarak hâlâ ilgi çekmektedir.