DOLAR 44,2001 -0.07%
EURO 50,6542 0.22%
ALTIN 7.087,69-0,67
BITCOIN 32392122,11%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Pelvik Taban Hastalıklarında Güncel Yaklaşımlar ve Tedavi Yöntemleri

Pelvik Taban Hastalıklarında Güncel Yaklaşımlar ve Tedavi Yöntemleri

ABONE OL
21 Ocak 2025 00:12
Pelvik Taban Hastalıklarında Güncel Yaklaşımlar ve Tedavi Yöntemleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pelvik Taban Hastalıklarında Güncel Bakış ve Yaklaşım

Pelvik taban hastalıkları üzerine düzenlenen toplantı, 100’den fazla katılımcının ilgisiyle gerçekleşti. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ediz Altınlı’nın başkanlığında yapılan oturumlar, çeşitli uzmanların katkılarıyla zenginleşti. Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer ve Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Ersan Eroğlu, katılımcılara bilgi aktararak önemli konuları gündeme getirdi. Ayrıca, Fransa Centre Hospitalier de Bagnols sur Ceze’den Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı – Pelvik Taban Eğitmeni Dr. N’Dongo Abdallahi, pelvik taban hastalıklarındaki güncel yaklaşımlar ve tanı öncesi ölçümlemeler hakkında değerli bilgiler sundu.

‘ANADOLU’DA DOĞUM YAPMIŞ KADINLARDA SIK ORTAYA ÇIKIYOR’

Prof. Dr. Ediz Altınlı, Türkiye’de pelvik taban hastalıklarının oldukça yaygın olduğunu belirtti ve büyük abdest ile idrar kaçırma, gaz tutamama gibi semptomların sıkça görüldüğünü vurguladı. Hastalığın yaş aralığının, doğum sayısı ve kiloya bağlı olarak değiştiğini ifade eden Altınlı, sözlerine şöyle devam etti: “Tuvalet problemleri, özellikle Anadolu’da birçok doğum yapmış kadınlarda daha sık görülmektedir. Genellikle orta yaş ve 50 yaş üzerindeki bireylerde daha fazla rastlanmaktadır. İdrar ve büyük abdest kaçırma, kabızlık gibi sorunlar pelvik taban hastalıklarının kapsamına girmektedir. Tedavi süreci ise multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Makat bölgesi veya üriner sistemle ilgili sorunları olan hastalar, yani idrar veya büyük abdest kaçıranlar veya tam tersi, idrarını veya büyük tuvaletini yapmakta zorlananlar rehabilitasyon tedavisine yönlendirilmektedir. Rehabilitasyon öncesinde Anal Manometre adı verilen bir uygulama ile hastalığın boyutu ve tedavi şekli belirlenmektedir. Bu süreçte, pelvik bölgedeki kasların basıncı, hacmi, duyarlılığı ve refleksleri gibi parametreler ölçülmektedir. Eğer hastanın durumu uygunsa, genel cerrahi süreci başlatılabilir. Fakat daha önce pelvik bölgesinde ameliyat geçirmiş veya mevcut sağlık durumu cerrahiye elverişli olmayan hastalar, pelvik taban rehabilitasyonuna yönlendirilmelidir. Bu, hastalara önemli faydalar sağlayacaktır.

Pelvik taban hastalıklarının önlenmesi için çeşitli önlemlerin alınması gerekmektedir. Örneğin, doğum kontrol yöntemlerinin daha dikkatli uygulanması ve semptomlar ortaya çıktığında, gülerken veya ıkınırken idrar, gaz ve büyük abdest kaçırma gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulması büyük önem taşımaktadır. Çünkü çoğunlukla gecikmiş vakalarla karşılaşıyoruz ve kırık bir testi onarmak çok daha zor olmaktadır. Bu nedenle hastaların önceden hekimle iletişime geçmeleri, daha iyi sonuçlar elde etmelerini sağlayacaktır.

‘TOPLUMUN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ UTANDIĞI İÇİN HASTALIĞINI DİLE GETİRMİYOR’

Günümüzde, özellikle büyük şehirlerde ve stresli ortamlarda yaşayan bireylerin tuvalet alışkanlıklarının değiştiğini belirten Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, pelvik taban hastalıklarının karmaşık ve multidisipliner bir çalışma gerektiren bir hastalık grubu olduğunu vurguladı. Alaturka, yani çömelerek yapılan dışkılamanın daha rahat bir seçenek olduğunu ifade eden Eyüboğlu, “Oturarak dışkılama yönteminde ayak altına yükseltici bir basamak kullanmak da rahatlamaya yardımcı olmaktadır. Su tüketimi ve lifli gıdaların tüketimi, kabızlık gibi sorunlarla başa çıkmada etkili tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Sindirim sistemi ve koordinasyon açısından, bozukluklar meydana geldiğinde dışkı bağırsak içerisinde uzun süre kalabilmekte ve hastalara ciddi sorunlar yaşatabilmektedir. Bu durum, hastalarda sürekli tuvalet yapma ihtiyacı, rahat dışkılayamama ve tuvalette uzun süre kalma gibi sorunlara yol açabilmektedir. Toplumda bu konuların sıklıkla konuşulmaması ve utanma gibi nedenlerle, aslında hem kadınların hem de erkeklerin büyük bir kesimini etkileyen bu sorunlar göz ardı edilmektedir. Farklı muayene yöntemleriyle tanı konduktan sonra, hastanın cerrahi bir işleme mi yoksa pelvik taban rehabilitasyonuna mı yönlendirileceğine karar verilmektedir.”

‘REHABİLİTASYONUN AMACI KASLARI HARMONİK BİR ŞEKİLDE ÇALIŞTIRMAK’

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer, pelvik taban rehabilitasyonu ile ilgili olarak “İdrar kaçakları, gaz kaçakları, çocuklardaki idrar kaçakları, kabızlık, anal veya pelvik bölge ağrısı ve organ sarkması gibi durumlar, ameliyat öncesi dönemde, cinsel işlev bozuklukları ile ortaya çıkan vajinismus veya disparoni gibi sorunlarda, erişkinlerde de idrar ve gaita problemlerinde pelvik taban rehabilitasyonu ile tedavi edilebilmektedir. İdrar kaçırma ve kabızlık gibi sorunlar bazen cerrahi müdahale gerektirebildiği gibi, bazı durumlarda ise cerrahiye ihtiyaç duyulmamaktadır. Pelvik tabanın güçlendirilmesi, karın kasları, diyafram, bel ve karın ön duvarı kaslarının güçlendirilmesi ve bu kasların uyumlu bir şekilde çalıştırılması, istenilen kasın öğretilmesi gibi yöntemlerle, idrar kaçırma veya kabızlığın cerrahisiz tedavisi mümkündür. Çok ileri vakalarda veya cerrahiden daha fazla fayda görecek hastalarda, öncelikle cerrahi müdahale ile sistemin düzeltilmesi ve sonrasında rehabilitasyon sürecine geçilmesi şeklinde bir tedavi yöntemi uygulanabilmektedir.” şeklinde konuştu.

En az 10 karakter gerekli