DOLAR 44,2795 0.22%
EURO 50,5902 -0.78%
ALTIN 7.134,90-0,98
BITCOIN 31412480,21%
İstanbul

KAPALI

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Jeopolitik Risklerin Küresel Lojistik ve Ticaret Üzerindeki Etkileri

Jeopolitik Risklerin Küresel Lojistik ve Ticaret Üzerindeki Etkileri

ABONE OL
5 Mayıs 2025 00:12
Jeopolitik Risklerin Küresel Lojistik ve Ticaret Üzerindeki Etkileri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Güncel Jeopolitik Gelişmeler ve Küresel Ekonomiye Yansımaları

Orta Doğu, Karadeniz ve Asya-Pasifik bölgelerinde yaşanan yoğun siyasi gerilimler ve ABD’nin uyguladığı yeni dış ticaret politikaları, lojistik sektöründe maliyet artışlarına ve güvenlik endişelerine neden oluyor. Bu gelişmeler, deniz ve kara ulaşım rotalarında köklü değişiklikleri zorunlu kılıyor. Son dönemde Kızıldeniz’de artan saldırılar, Karadeniz’de devam eden çatışmalar ve Tayvan bölgesinde yükselen tansiyon, lojistik altyapısında maliyetleri yükseltirken, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliğini de sorguluyor. Ayrıca, ABD Başkanlığı döneminde başlatılan ek gümrük vergileri, özellikle Çin ile olan ticaret hacmini daraltarak, küresel ticaret akışlarını olumsuz etkiliyor. Bu politikalar, sadece ihracatçı ve ithalatçıları değil, aynı zamanda uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmetleri sunan şirketleri de yakından ilgilendiriyor. Talepte yaşanan azalma ve artan maliyetler, konteyner taşımacılığı ve hava kargo gibi alanlarda kapasite kullanım oranlarının düşmesine neden oluyor.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerin tedarik zincirlerini derinden etkilediğine dikkat çekerek, bu durumun dünya ekonomisinde jeoekonomik parçalanmanın hızla ilerlemesine yol açtığını belirtiyor. Engin, bu sürecin serbest ticaret ve küresel tedarik zincirlerinden uzaklaşılarak, ulusal güvenlik ve yerelleşmenin ön plana çıkmasına neden olduğunu vurguluyor:
“Jeopolitik risklerin son dönemde artması, küresel lojistik zincirlerini köklü biçimde dönüştürüyor. Bu değişim, yeni ticaret rotalarının oluşmasına ve hizmet üreticilerinin yatırımlarını yeniden gözden geçirmelerine zemin hazırlıyor. Siyasi çatışmalar ve bölgesel gerilimler, tedarik akışlarında aksamalara ve belirsizliklere yol açarken, yatırımların da duraklamasına neden oluyor. Enflasyonun hızla yükselmesi ise tüketici harcamalarında kısıtlamalara gidilmesine ve talebin daralmasına sebep oluyor. Bu durum, tedarik zinciri uzmanlarının plan yapmasını güçleştirirken, sektörün hızla adaptasyonunu zorunlu kılıyor.”

ABD’nin Ticaret Politikaları ve Denizcilik Üzerindeki Etkileri

Engin, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde uygulamaya konan ekonomi politikalarının küresel ticaret üzerinde derin etkiler yarattığına işaret ediyor. Bu politikalar, “ticaret savaşları” olarak adlandırılan sürecin yeni bir aşamaya ulaşmasına neden oldu. Engin, Trump’ın Çin’e karşı sert adımlarını şöyle anlatıyor:
“Trump, Çin ile organik bağını sürdüren veya Çin’de faaliyet gösteren tüm gemilere, ABD limanlarında her uğrakta 1 ile 3,5 milyon dolar arasında değişen sabit liman harçları getirmeye başladı. Aynı zamanda, Çin menşeli ürünlere ek gümrük vergileri uygulayarak, deniz ticaretinin rotalarını ve maliyetlerini ciddi biçimde etkiledi. Bu politikalar, nakliyeciler ve ihracatçıların maliyetlerini artırırken, yeni rota arayışlarını da beraberinde getiriyor.”

Engin, firmaların yüksek ücretlerden kaçınmak adına daha az limana uğramayı tercih edebileceğini ve bunun da tıkanıklıklar ve gecikmeler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, deniz navlun fiyatlarının kısa vadede yükselmesine neden olabileceğini belirtiyor:
“Ek vergi kararları, deniz ticaretinde yeni rotaların ve alternatif güzergahların oluşmasına yol açabilir. Türkiye, özellikle Avrupa’nın yeni ticaret rotası arayışlarında önemli bir avantaj sağlayabilir. Bu durum, ilk etapta AB ile ticari ilişkilerin güçlenmesine ve Türkiye’nin daha büyük bir lojistik merkez haline gelmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, bu gelişmeler, iş dünyasında belirsizliği azaltmaya ve yeni fırsatların kapılarını aralamaya yardımcı olabilir.”

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Lojistik Üstünlüğü

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde tarih boyunca doğu ile batı, kuzey ile güney arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü vurguluyor. Aras, Türkiye’nin stratejik konumunun lojistik ve taşımacılık sektörü açısından sağladığı avantajları şöyle açıklıyor:
“Orta Koridor, Türkiye üzerinden Avrupa’yı Orta Asya ve Çin’e bağlayan en hızlı ve ekonomik kara yolu güzergahıdır. Bu koridorun önemi, küresel tedarik zincirlerindeki değişim ve bölgesel jeopolitik gelişmeler ışığında daha da artmıştır. Türkiye, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu projeleriyle bölgesel entegrasyonunu güçlendirmekte; özellikle Irak ve Suriye ile geliştirdiği projeler sayesinde, Basra Körfezi’nden Avrupa’ya uzanan yeni ticaret yollarını aktif hale getirmektedir. Bu çabalar, ülkemizin bölgesel ticaret hacmini artırmanın yanı sıra, uluslararası tedarik zincirlerinde daha etkin bir aktör olmasını sağlıyor.”

Aras, bölgesel çatışma ve ticaret savaşlarının, Türkiye’nin lojistik sektörüne yaratacağı fırsatlara odaklanması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, salgın döneminde Avrupa ve Çin arasındaki tedarik zincirlerindeki aksaklıkların, Türkiye’nin avantaj ve fırsatlarını ön plana çıkardığını belirtiyor. Ek gümrük vergilerinin, özellikle Avrupa’daki işletmeler için Türkiye’nin lojistik ve tedarik merkezi olarak sunduğu avantajların değerini artırdığını ifade ediyor. Bu gelişmelerin, uzun vadede Türkiye’nin küresel lojistikteki konumunu güçlendireceğine inanıyor.

En az 10 karakter gerekli