Çevresel Adalet Vakfı (EFJ) tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, eski balıkçı Memedou Racine Seck’in çarpıcı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Seck, “Balıkçılık sektöründen yeterince gelir sağlayabilseydim, asla Avrupa’ya doğru tehlikeli göç yolculuğuna çıkmazdım” diyerek, sektördeki ekonomik zorlukların gençleri nasıl çaresizliğe ittiğine vurgu yaptı. Onun ve birçok denizci arkadaşının yaptığı riskli yolculuklar sonucunda, geçtiğimiz ay 13 kişi yaşama veda etti. Bu durum, Senegal’deki balıkçılık faaliyetlerinin ne denli kritik ve aynı zamanda ne denli tehdit altında olduğunu gösteriyor.

Senegal ekonomisinin temel taşlarından biri olan balıkçılık sektörü, ülke nüfusunun %3’ü tarafından doğrudan istihdam ediliyor ve deniz ürünleri, ülkedeki gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Ancak, yerel balıkçıların karşılaştığı en büyük sorun, büyük ölçekli ve endüstriyel teknelerin avlanma faaliyetleri nedeniyle deniz kaynaklarının hızla tükenmesi ve gelir kaynaklarının kaybolması. Bu teknelerin çoğu, Avrupa ülkelerine ve giderek artan oranda Çin’e ihraç edilen balıklar ile yerel halkın geçim kaynağına büyük darbe vuruyor.
Geçtiğimiz aylarda, hem ClientEarth hem de Oceana gibi çevre örgütleri, İspanya hükümetine karşı önemli bir dava açtı. Bu dava, Senegal ve Gine Bissau açıklarındaki yasa dışı avcılık faaliyetlerini denetlemek ve cezalandırmakta yetersiz kalan İspanyol bayraklı gemilere yönelikti. Raporlar, Senegal’de avlanan balık türlerinin yaklaşık %57’sinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumun başlıca nedenleri arasında, yıllar boyunca sürdürülen aşırı avcılık, hem sanayi tipi hem de küçük ölçekli balıkçı filolarının deniz ekosistemine verdiği zarar ve ihracat hacmindeki hızlı artış yer alıyor.
Senegal’in endüstriyel balıkçı filosunun %90’ından fazlası, deniz tabanını kazıyan dip trölü gibi yıkıcı ağları kullanmakta. Bu yöntemin, deniz yaşamına ve ekosistem dengesine ciddi zararlar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu olumsuz gelişmeler, hem yerel halkın geçim kaynağını tehdit ediyor hem de yoksulluğu ve gıda güvencesizliğini artırıyor. İnsanlar, hayatta kalmak ve ailesini beslemek için Batı Afrika’dan Kanarya Adaları’na uzanan, dünyanın en ölümcül göç rotalarından birisine yöneliyor.
2024 yılı itibarıyla, bu göç rotası üzerinden İspanya’ya ulaşmaya çalışan göçmen sayısı 63.970’e ulaştı. Bu sayı, 2022’ye kıyasla iki kat artış anlamına geliyor ve çoğu, Kanarya Adaları’na ulaşmayı başarıyor. Senegal ise, bu ölümcül güzergahın en yoğun üç ülkesi arasında yer alıyor.
2023 yılında, Senegal’den Kanarya Adaları’na geçmeye çalışan yaklaşık 3.176 kişinin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Ağustos 2023’te Fass Boye kasabasından denize açılan bir tekne, bir ay sonra Yeşil Burun Adaları açıklarında bulunmuş ve yalnızca 38 kişi hayatta kalmıştı. AGIRE adlı deniz koruma kuruluşunun başkanı Karim Sall, “Göçmenlerin şikayet ettiği şey, aslında bizim balıklarımızı çalmaları ve bu nedenle göç etmeleri. Bu, bir hırsızlıktır” diyerek, durumu özetliyor. EFJ Başkanı Steve Trent ise, “Avrupa, bu trajedilere artık dur demeli ve Senegal’in balıkçılığını yeniden Senegal halkına bırakmalıdır. Bu durum, gençleri ölüm yolculuklarına mecbur ediyor” şeklinde çağrıda bulundu.
1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Almanya’nın Şam Büyükelçiliği Yeniden Açıldı