Haftalık değerlendirmelerde küresel ekonomi için önemli göstergeler dikkatle izlendi. ABD tarafında temmuz TÜFE beklentilere paralel geldi ve yıllık enflasyonun düşüş eğilimi sürerken, Fed’in para politikasıyla ilgili beklentiler güçlenmeye devam etti. Ancak aynı dönemde ÜFE’nin yüzde 0,3 oranında yükselişi, Fed’in manevra alanına ilişkin endişeleri artırdı. Faiz indirimi konusunda yeni haftalarda da piyasalar için güçlü bir görünüm sürüyor; yüksek ÜFE rakamları bu ihtimali bir miktar sınırlasa da indirim olasılığı hala belirgin görünüyor.
Çin tarafında ise kredi istatistikleri yakından izlenmeye devam ediyor. Temmuz’da yuan cinsinden yeni kredilerin aylık bazda 50 milyar yuanlık daralma kaydetmesi, 20 yıl sonra ilk kez bir aylık düşüşe işaret etti. Buna karşılık toplam sosyal finansman (TSF) stok büyümesi yıllık yüzde 9’a yükselirken, M2 para arzı yıllık yüzde 8,8 artış gösterdi. Analistler, bu verilerin hanehane ve şirket kredilerinde isteksizliğin sürdüğüne işaret ettiğini belirtti.
İlk tablolardan çıkarmamız gereken sonuçlar ise temmuz ayı sanayi üretiminin yıllık yüzde 5,7 ile sekiz ayın en yavaş artışı olması ve perakende satışlarındaki yıllık artışın yüzde 3,7 ile zayıf kalması şeklinde özetlendi. Ocak-Temmuz’da emlak yatırımlarında yüzde 12’lik bir gerileme kaydedildi. Kentsel anket işsizlik oranı temmuz ayında yüzde 5,2’ye yükseldi. Ulusal İstatistik Bürosu’nun verileri aynı zamanda TÜFE’nin yıllık bazda yatay bir seyir izlediğini ve ÜFE’nin ise yıllık olarak yüzde 3,6 gerilediğini gösterdi.
Yerel konut piyasası, fiyatlarda düşüş eğiliminin birinci kademe şehirlerde kısmen yavaşladığını belirtirken, ekonomistler daha kalıcı bir dengelenme için kapsamlı desteklerin gerekli olduğuna dikkat çekti. Jeopolitik riskler ve diplomatik temaslar emtia fiyatları üzerinde belirleyici oldu; Alaska’da gerçekleşen görüşmelerin yarattığı belirsizlik, yükselen riskler arasında öne çıktı. Trump ile Putin arasındaki zirvenin etkileri enerji ve güvenlik piyasalarını da etkiledi.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,32 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi ise yüzde 0,3 değer kaybederek 97,9’a geriledi. Değerli metaller üzerinde görülen hareketler, ABD’de temmuz enflasyonunun ılımlı gelmesiyle Fed’in indirim olasılıklarını güçlendirse de ÜFE’nin güçlü gelmesi endişeyi artırdı ve bu durum metal fiyatlarında dalgalanmaya yol açtı. Altın ons başına düşüş yaşarken gümüş, paladyum ve bakır gibi diğer değerli metallerde de ufak dalgalanmalar izlendi.
Bakır ve diğer baz metaller açısından, Çin’in makroekonomik verileri baskı oluşturdu. Ancak arz yönlü haberler ve özellikle Şili’deki El Teniente madenindeki tünel çökmesi sonrası üretimin sürebileceği endişeleri bakır üzerinde destekleyici oldu. Zambiya’daki ikinci çeyrek üretiminin düşmesi ve Antofagasta’nın karlarındaki artış, nikel ve çinko üzerinde çeşitli etkiler yaratmaya devam etti. Nikel ve bakır gibi metallerde pozitif ayrışmaların görüldüğü bir haftaya girildi. Çinko tarafında ise Trafigura’nın depolardan çektiği miktar ve Nyrstar’ın üretim tesisi bakım süreci, vadeli piyasalarda arz endişelerini canlı tuttu.
Petrol tarafında ise Brent petrol 64,75 dolar ile 2 Haziran haftasından bu yana en düşük seviyelere yakın seyretti. IEA ve EIA raporlarında küresel talebin zayıfladığına işaret edilirken, spekülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler bu hareketleri sınırladı. Doğal gaz fiyatlarında ise düşüş kaydedildi. Enerji ürünlerinde getirilen belirsizlikler, talep ve arz dinamiklerinde dalgalanmalara yol açtı.
Tarım emtialarında ise karışık bir tablo dikkat çekti. ABD’de mısır ve soya için yüksek verim beklentileri baskıyı artırdı; buna karşılık güçlü ihracat satışları, özellikle mısır ve buğdaydaki düşüşleri telafi etti. Şu anda soya fasulyesi piyasasında ihracat ve iç işleme verileri destek oluşturdu. Buğday ise arz fazlası nedeniyle uzun süredir baskı altında kalmaya devam etti; aynı zamanda küresel arzın bölgeden gelen gelişmelerle daha da rahatladığı düşünülüyor. Piyasada buğday için kısa vadeli toparlanma ihtimali konuşuluyor ve analistler üretim tahminlerindeki değişimleri yakından izliyorlar.
Not: Uzun vadeli dengeler için üretim tahminlerindeki değişikliklerin etkisini takip etmek kritik olacak. Türkiye açısından da tahıl koridorunun etkisi ve küresel arz-talep dengesi, fiyat hareketlerinde belirleyici rol oynamaya devam edecek.