Emeklilik, uzun yıllar çalışan ve prim ödeyen vatandaşların iş yaşamını sonlandırdıktan sonra sosyal güvenlik sistemi üzerinden aylık ve sağlık haklarından yararlanması olarak tanımlanır. Türkiye’de bu süreç, Avrupa’daki bazı ülkelere kıyasla farklı bir anlam taşır: çoğu kişi için “çalışmadan yaşayabilme” değil, sınırlı imkanlarla ayakta kalma mücadelesi olarak görülebilir.
Dünya Gazetesi yazarı Özgür Erdusun’un köşe yazısında Türkiye’nin emeklilik sistemiyle ilgili rakamsal sorunlar öne çıkıyor. Erdusun’a göre, Türkiye’de emeklilerin gelir düzeyi uzun süredir düşük seviyelerde seyrediyor. Ocak 2025 itibarıyla açlık sınırı 26.413 TL, yoksulluk sınırı ise 86.036 TL olarak hesaplanıyor. Bekâr bir çalışanın yaşam maliyeti 33.982 TL’ye kadar yükseliyor. Buna karşılık en düşük emekli aylığı 16.881 TL düzeyinde kalıyor ve dul ile yetim aylıkları ise çok daha düşük rakamlarda seyrediyor: en düşük yetim aylığı 2.521 TL, dul aylığı 6.725 TL’ye kadar düşebiliyor.
Bu rakamlar açlık sınırının bile altında kalıyor. Avrupa’da ise tablo farklılaşıyor; Almanya’da ortalama emeklilik aylığı 1.300-1.500 Euro bandında geziniyor. Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde ise sosyal devlet mekanizmaları sayesinde düşük gelirli emeklilere ek destekler sunuluyor. Türkiye’deki veriler, en düşük emekli maaşının Avrupa ortalama emeklilik maaşlarının yalnızca %15-20’sine denk geldiğini gösteriyor.
Erdusun, Türkiye’de emeklilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edebilmesinin önemli bir avantaj olduğunu vurguluyor; fakat bunun tek başına yeterli olmadığını ifade ediyor. Barınma, gıda, enerji ve sosyal yaşam gibi temel ihtiyaçlar karşılanmadığında emekliliğin gerçek anlamda bir güvence sunmadığını belirtiyor. Türkiye’de emeklilik maaşları, açlık ve yoksulluk sınırlarını düşündüğümüzde “çalışmadan yaşayabilme” imkânı sunmuyor.
Sosyal güvenlik sisteminin amacı sadece sağlık hizmetiyle sınırlı kalmamalı; insanca yaşayabilmek için yeterli bir gelir sağlaması gerektiğini de Erdusun özellikle aktarıyor. Ancak 2026 ve 2027 için açıklanan düşük enflasyon hedefleri doğrultusunda yapılacak zamların beklentileri karşılamayacağı ve alım gücünün daha da düşeceği yönünde uyarıda bulunuyor.