Elektronik sigaralar, son on yılda tütün endüstrisi tarafından daha az zararlı bir alternatif olarak sunuluyor. Ancak bu ürünlerin yetişkinler için olduğu iddiası, gençler ve çocuklar arasında hızla yaygınlaşan kullanımla çelişiyor. Uzmanlar, elektronik sigaranın aslında yeni bağımlılıklar doğurduğuna işaret ediyor ve çocuklar ile gençler üzerinde oluşturduğu riskleri vurguluyorlar.

Bağımlılık yapma gücü üzerine yapılan araştırmalar, sigarayı denedikten sonra bir yıl içinde yaraşır bir çoğunluğun elektronik sigarayı kullanmaya devam ettiğini ve bu kullanıcıların çoğunun aynı zamanda sigarayı da sürdürdüğünü gösteriyor. Nikotin başta olmak üzere bağımlılık yapan maddelerin etkisi, endüstrinin iddia ettiği daha az zararlı kategorisinden daha güçlü çıkıyor.

Ayrıntılı içerik iddiaları ve gerçekler ise ürünlerin kimyasal içeriğinde propilen glikol, gliserol, çeşitli alkol türevleri ve uçucu kimyasalların bulunduğunu gösteriyor. E-sigaralar endüstri tarafından zararsız olarak lanse edilse de, bağımlılık yapan ve sağlığı tehdit eden onlarca madde içerdiği biliniyor. Aromalı katkı maddeleri de özellikle zararlı olabiliyor ve sağlık üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabiliyor.
Gençler hedefte Araştırmalar, hiç sigara içmemiş gençlerin elektronik sigarayı deneyimledikten sonra sigaraya yöneldiğini ortaya koyuyor. Renkli ve lezzetli ürünler, yasa ve denetimlerin zayıfladığı bölgelerde hızlı bir şekilde genç kullanıcı kitlesini büyütüyor. Bu durum, pek çok ülkenin politika yapıcılarını endişelendiren bir tablo oluşturuyor.

E-sigaranın zararları üzerine bilimsel bulgular uzun vadede, sigara bırakma konusunda yardımcı olmadığı gibi, akciğer kanseri riskini önemli ölçüde artırabiliyor. Çalışmalar, e-sigara kullanıcılarının akciğer kanseri riskinin kullananlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca EVALI adıyla tanımlanan akut akciğer hasarı ve diğer solunum yolu rahatsızlıkları da bu kullanımların ortaya çıkardığı önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor.
Kalıpları değiştiren ve karaciğer, kalp ile böbrekleri etkileyen etkiler uzun süreli kullanımın bu organlarda fibrozis gibi hasarlara yol açabildiği belirtiliyor. DNA hasarı ve metabolik bozukluklar da söz konusu zararların kapsamını genişletiyor. Üstelik zararlı olduğu bilinen aromalar, tek başlarına bile hücresel ölüme katkıda bulunabiliyor.