DOLAR 45,3787 0.22%
EURO 53,3299 0.02%
ALTIN 6.837,740,28
BITCOIN 3616440-1,83%
İstanbul
21°

KAPALI

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Türkiye’de IVF Yatırımı ve Doğurganlık Politikalarının Ekonomik Yansımaları: Antalya Kongresi Özetleri
  • Gazete Köşesi
  • Sağlık
  • Türkiye’de IVF Yatırımı ve Doğurganlık Politikalarının Ekonomik Yansımaları: Antalya Kongresi Özetleri

Türkiye’de IVF Yatırımı ve Doğurganlık Politikalarının Ekonomik Yansımaları: Antalya Kongresi Özetleri

ABONE OL
24 Kasım 2025 01:12
Türkiye’de IVF Yatırımı ve Doğurganlık Politikalarının Ekonomik Yansımaları: Antalya Kongresi Özetleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) tarafından gerçekleştirilen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi, Antalya’da dört gün süren bilimsel programı ve geniş katılımı ile dikkat çekti. 27 ülkeden katılan yabancı uzmanlar ve Türkiye’den 185 konuşmacı ile oturumlar yürütüldü; toplamda 800’ü aşkın katılımcı programa dahil oldu. Kongre, yeni gelişmeleri ve uygulamaları katılımcılarla paylaştı.

IVF’e Yapılan Yatırım Net Ekonomik Getiri Sağlıyor adlı çalışma, dünyada devlet desteğinin yalnızca bir sağlık harcaması olmadığını, uzun vadede yüksek getirili bir yatırım olarak görülebildiğini ortaya koyuyor. Anatolia Tüp Bebek Merkezi ve Hacettepe Üniversitesi ekiplerinin yürüttüğü araştırma, tüp bebek yoluyla dünyaya gelen bireylerin yaşam boyu devlete sağladığı net vergisel katkıyı hesapladı. Devletin yaklaşık %80’ini karşıladığı IVF maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda bile, 40 yaş civarında IVF ile doğan bireyler devlet bütçesine net katkı sunmaya başlıyor.

Çalışma, tüm yaş gruplarını değerlendirdiğinde tek canlı doğuma ulaşmanın kamu maliyetinin ortalama 3.785 dolar olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşılık IVF ile doğan bireylerin ortalama net vergi katkısı ise yaklaşık 1.651 dolar olarak hesaplandı. Böylece başlangıç yatırımının, bireyin çalışma yaşamına katılmasıyla birlikte geri dönmesi ve kamu maliyesinin orta vadede kâra geçmesi mümkün oluyor. Benzer tablo doğal gebelikte de gözlemleniyor; doğanların mali dengesi 38 yaşlarda sağlanırken, IVF grubunda bu eşik yaklaşık 40 yaş olarak belirleniyor.

Doğurganlık Hızına Karşı Tüp Bebek Tedavisine Erişimin Genişletilmesi Çağrısı başlıklı bulgular, Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfusu ve azalan doğurganlık oranları bağlamında hayati önem taşıyor. IVF’nin yalnızca bireylerin çocuk sahibi olmasına yardımcı olmadığını, aynı zamanda ülkenin üretim gücü, vergi tabanı ve uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirlik için stratejik bir yatırım olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü infertiliteyi hastalık olarak tanımlıyor ve tedaviye erişimi temel bir hak olarak görüyor. Yeni çalışma, tüp bebek tedavilerinin kamu finansmanı açısından da rasyonel ve yüksek geri dönüşlü bir politika aracı olduğunu bilimsel verilerle destekliyor.

Türkiye’nin doğurganlık hızındaki düşüşü göz önünde bulundurduğumuzda, IVF erişiminin genişletilmesinin demografik ve ekonomik olarak uzun vadeli kazançlar sağlayacağını söylemek mümkün. Karar vericilerin, IVF’nin vergisel getirilerini dikkate alarak daha güçlü bir kamu destek mekanizması kurmasının bu bağlamda haklı ve mantıklı olduğuna işaret ediliyor.

En az 10 karakter gerekli