Gençliğinde gördüğü geleneksel yöntemleri bilimsel ve iş odaklı bir modele dönüştüren Sanem Koçak, meyve atıklarının aslında yüksek değerde hammaddeler olduğunun altını çiziyor. ATIK DEĞİL, KATMA DEĞERLİ HAMMADDE diyen koçak, meyve işleme tesislerinde ortaya çıkan yan ürünlerin ekonomik ve ekolojik bir kilit kayıp olduğunu vurguluyor. Kendi geliştirdiği özel fermantasyon süreciyle bu kaybı minimize eden girişimci, meyve posalarını biyoteknoloji firmaları için kritik bir hammaddeye dönüştürüyor. Bu süreçte, “sirke anası” ve “scoby” gibi kültürler kozmetik sektöründe temiz içerikli bileşenler olarak kullanılmaya başlandı. Koçak, fermantasyon kültürünü atık olmaktan çıkarıp tescilli bir gıda formuna dönüştürdüklerini ve bu döngüsel modelin hem ekonomik hem de ekolojik kazanımlar sağladığını ifade ediyor. 586 MİLYAR DOLARDAN BİR PAY Dünya çapında fonksiyonel gıda pazarının büyüklüğüne dikkat çeken girişimci, meyve posasından elde ettiği probiyotik tabanlı içeriklerle küresel pazarda konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. 2026-2029 arasındaki üç yıllık süreçte 3,5 milyon dolarlık pazarlama hedefini belirleyen Koçak, rotasını Avrupa ile Körfez ülkelerine yönlendirdi. Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkelerinin tüketicileri arasında sürdürülebilir üretime olan ilginin yüksek olduğuna dikkat çeken Koçak, bu yerli modelin uluslararası arenada da ilgiyle karşılaşacağını ifade ediyor. TİMİN İKLİM AVANTAJINI KAZANCA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ Türkiye’nin çeşitlilik zengini meyveleri ile iklimsel avantajlarını geleneksel fermantasyon kültürüyle birleştiren Koçak, atık sorununun aslında büyük bir fırsat olduğunu belirtiyor. Sentetik üretimin yaygınlaştığı günlerde doğal meyve posalarından elde edilen ürünlerin daha değerli olduğu savunusunu sürdüren Koçak, bu iş modelinin ülkenin ekolojik kayıplarını azaltan stratejik bir yapı olduğuna işaret ediyor. Posadan kozmetiğe, çekirdekten gıda takviyesine uzanan geniş üretim yelpazesiyle yerli girişimin Kuzey Amerika ve Arap Yarımadası’ndaki sağlıklı yaşam pazarlarında da yer bulacağı öngörülüyor.