Geçen hafta küresel piyasalarda, ABD Merkez Bankası Fed’in bağımsızlığına ilişkin endişeler ve jeopolitik gerilimler bir arada izlenirken, ABD’de açıklanan enflasyon verileri ile şirket bilançolarından gelen sinyaller piyasalarda karışık bir tablo oluşturdu. Önümüzdeki hafta ise odak, ABD’nin büyüme verileri ve Davos’taki zirveye çevrildi. ABD ekonomisine ilişkin yeni veriler dünya genelinde pay piyasalarını etkileyen başlıca göstergeler arasındaki yerini korudu.
Geçen hafta Fed Başkanı Jerome Powell’ın Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili tehdit niteliğindeki cezai iddianame haberinin ardından, eski yöneticiler ve küresel merkez bankaları destekleyici açıklamalar yaptı. Powell’ın görev süresi mayısta dolsa da yıl boyunca Fed’in yönelimleri ana piyasa konularını belirlemeye devam edecektir. Enflasyon verileri beklentilere paralel ilerledi ve TÜFE aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,7 olarak geldi. Çekirdek enflasyon ise öngörülenin altında kalarak yıllık yüzde 2,6 seviyesinde çıktı; bu durum, fiyat istikrarının tam anlamıyla sağlanamadığı endişesini pekiştirdi.
Yatırımcılar, Powell’ın görev süresi bitene kadar faiz indirimi beklemese de yıl içinde iki kez faiz indirimine gidilebileceğini öngörüyor. Gelecek hafta açıklanacak büyüme verileri ise ekonomiye ilişkin daha net ipuçları sunacak. Trump, enflasyon verilerinin düşük olduğunu vurgulayarak Powell’ın faizleri “anlamlı ölçüde” düşürmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca adaylar konusunda Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Koordinatörü Kevin Hassett’in görevde kalması yönündeki görüşünü tekrarladı. Başkan Yardımcısı Michelle Bowman ve Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson da politika duruşunu güçlendirecek değerlendirmelerde bulundu.
Jeopolitik gelişmeler ise haftalar boyunca yatırımcıların odak noktasında kalmaya devam etti. İran’a yönelik tutum ve Trump’ın açıklamaları, bölgede jeopolitik riskleri yeniden gündeme taşıdı. Trump, İran ile ticarette bazı ülkelerin yüzde 25 gümrük vergisi ödeyeceğini belirtirken, ileri teknoloji çip tedarik zincirinin güçlendirilmesi için bazı tarife kararları imzaladı. Davos’da 19-23 Ocak tarihlerinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu kapsamında liderlerin konuşmaları ve açıklamaları, yatırımcıların gelecek dönem pozisyonlarını şekillendirecek önemli göstergeler olarak öne çıktı.
Küresel varlıklar tarafında kısa vadeli hareketler altın ve gümüşte artışlar ile Brent petrolün hafif yükselişiyle desteklendi. Ons altın haftayı yüzde 1,9 artışla 4.595 dolar seviyesinde kapatırken, gümüş haftalık yüzde 12,8’lik yükselişle 90,1 dolar düzeyine çıktı. Dolar endeksi ise hafif yükselişle 99,4 seviyesinde seyretti. ABD on yıllık tahvil faizi ise endişelerin etkisiyle yükselişe geçti ve yaklaşık yüzde 4,23 seviyesine tırmandı.
ABD borsaları negatif kırdı. S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones endeksleri haftalık bazda değer kaybetti. Perakende satışlar güçlenirken Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve tüketici enflasyonu verileri ile birlikte sanayi üretimi verileri de beklenenin üzerinde çıktı. Ayrıca konut başlangıçları ve inşaat izinleri gibi makro göstergeler de yakından izlenmeye devam edildi. Bu hafta yatırımcılar için konut sektörü verileri, PMI’lar ve Michigan tüketici güveni gibi kritik raporlar gündemde olacak. İşyeri tatili nedeniyle borsaların bazı günler işlem yapmaması da takvimde yer alıyor.
Avrupa ve Asya piyasalarında genel yönlendirme. Avrupa borsaları Fransa hariç olumlu bir tablo çizerken, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşmaları ve bölgesel veriler önümüzdeki günlerde yatırımcıların yönünü belirleyecek. ABD ile Grönland konusundaki haberler ve AB-Çin ticaret politikaları da gündemi meşgul etti. Dünya Bankası’nın küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü güncellemesi, Avro Bölgesi ve AB için olumlu bir çerçeve oluşturdu. Asya tarafında Çin hariç çoğu piyasa hareketli ancak BoJ’nin politikaları ve Tayvan, Güney Kore gibi bölgelerdeki gelişmeler volatiliteyi artırdı. Dolar/Yen paritesi 160’a yaklaşarak müdahale belirtilerini tetiklediyse de bozulan küresel görünümde riskler korunuyor.
Türkiye’de gündem TCMB kararı. Borsa İstanbul’da haftalık kazanç sürdü ve 12.668,52 puana kadar yükseldi. Yarın TCMB’nin PPK toplantısı ve faiz kararı yatırımcıların en yakından takip ettiği konu olarak öne çıktı. Merkez Bankası’nın yanısıra dış görünüm ve iç talep dengelerinin de etkilediği enflasyon görünümü, hafta boyunca politika kararlarını belirleyecek etkenler arasında yer aldı. Karahan’ın açıklamalarıyla dezenflasyon sürecinin gıda ve temel tüketim mallarında ılımlı bir ilerleme göstereceği belirtildi. TÜFE beklentileri de aşağı yönlü revize edildi. Önümüzdeki günlerde konut verileri, güven endeksleri ve Moody’s-Fitch raporları gibi göstergeler, Türkiye için risk ve fırsatları daha net ortaya koyacak.