Geçtiğimiz haftalarda ham petrol fiyatları 75-80 dolar bandından hızla yükseldi; bu hareket, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik tehditler ve Tahran’a yönelik iddia edilen saldırı girişimleriyle desteklendi. Analistler, boğazın kapanması halinde dünya ekonomisinin yaklaşık 150 dolar seviyesinde bir “hayalet fiyatla” karşılaşabileceğini öngörüyor.

Haber akışı, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların global enerji piyasalarında yarattığı sarsıntıyı somut rakamlarla ortaya koyuyor. Bölgenin kilit rolü nedeniyle günlük sevkiyat yaklaşık 20-21 milyon varil petrol içeriyor ve bu, dünya petrolünün yaklaşık üçte birine denk düşüyor. Özellikle Asya ülkelerinin enerji ihtiyacında hareketlilik yaşanıyor ve bu ülkelerin fabrikaları ile enerji santralleri stok tüketimine yönelmiş durumda.
Şu anki durumun vurucu etkileri petrolün tek taraflı akışını etkilerken, LNG talebinin %20’si de benzer sorunlardan etkileniyor. Avrupalı müşterilerin enerji maliyetleri, bölgede yaşanan belirsizlik nedeniyle önemli bir artış gösterdi. Uzmanlar, piyasalarda kısa vadeli bir sıçrama bekliyor ve kapanış saatleriyle birlikte rakamlar daha da yükselebilir.

Gelecek için iki senaryo üzerinde duruluyor: Boğazın 72 saati aşan bir süre kapalı kalması halinde Brent için 120 dolar hedefi, uzun vadede ise boğazda bir çatışma veya ardı ardına gelen tanker tehditleri halinde 150 dolar ve üzerinde seviyeler mümkün görülebilir. Piyasalarda belirsizlik, “yarım kalmış arz” değil, geleceğe dair korkulardan kaynaklanıyor.
Piyasa tarafında boş koltuk korkusu olarak adlandırılan bu ruh hali, sigorta şirketlerinin bölgedeki gemiler için savaş risk primi taleplerini artırmasına yol açıyor. Bu durum, sadece petrol fiyatını etkilemekle kalmayıp benzin, motorin ve jet yakıtı gibi ürünlerin fiyatlarına da yansıyor. Türkiye özelinde ise akaryakıt maliyetleri ile döviz kuru arasındaki bağlantı güç kazanıyor; motorin ve benzin için yeni bir yükselişin gündeme gelmesi bekleniyor.

Türkiye açısından ortaya çıkan etkiler enerji maliyetlerindeki artış ve döviz kurundaki baskı, ithal enerji giderlerini büyütüyor. Ekonomistler, bu gelişmelerin cari açığı ve enflasyonu olumsuz yönde zorlayacağını vurguluyorlar.

