Araştırmacılar, sıcaklık artışının erken gebelik döneminde erkek fetüslerin doğum öncesi ölüm riskini artırabildiğini ortaya koydu. Uzun süreli varsayımlar, doğumlarda erkek ve kız bebek sayısının sabit ve genetik olarak belirlendiğini savunurken, bu kez aşırı sıcaklıkların küresel ölçekte cinsiyet dengesini etkileyebileceği gösterildi. 5 MİLYONUN ÜZERİNDE DOĞUM verisini inceleyen çalışma, Sahra Altı Afrika’daki 33 ülke ile Hindistan’ı kapsayan dönemdeki doğumları analiz etti. Sonuçlar, çevresel sıcaklığın erken gebelik döneminde doğum öncesi ölümleri artırabildiğini ve bu etkinin erkek fetüslerde özellikle belirgin olduğunu gösterdi.

Euronews’in haberine göre çalışmanın ortak yazarlarından Abdel Ghany, sıcaklığın insan üremesini kökten etkilediğini ifade ederek, “Sıcaklık, kimleri doğuracağını ve kimleri doğurtmayacağını belirleyerek üreme dinamiklerini şekillendiriyor” dedi. Ghany’ye göre bulgular, yüksek sıcaklığın fetüslerin hayatta kalma şansını ve aile planlaması davranışlarını etkileyebileceğini ve nüfus yapısı ile cinsiyet dağılımında önemli sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
EŞİK SICAKLIK NASIL BELİRLENDİ? Çalışmada cinsiyet oranında değişimin görüldüğü eşik sıcaklık 20°C olarak belirlendi. Ancak uzmanlar, daha sıcak günlerin etkisinin aynı oranda artmadığını vurguladı. Önceki çalışmalar, gebelik sırasında aşırı sıcaklığa maruz kalmanın annenin vücut sıcaklığını sürdürmesini zorlaştırarak gebelik kaybı riskini artırabildiğini bildirdi. Anne susuz kaldığında bebeğe yeterli kan, oksijen ve besin ulaşımı sekteye uğrayabilir.
Rapor, sıcaklığın etkilerinin toplumlar arasında adil şekilde dağılmadığını da gösteriyor. Kaynaklara daha az erişimi olan kadınlar ve kırılgan yaşam koşulları altında yaşayanlar bu etkiden daha çok etkileniyor; bu durum, iklim değişikliğiyle birlikte sağlık eşitsizliklerini daha da derinleştirebilir. Buna ek olarak, iklim koşullarının hem erkek hem de kadın doğurganlığı üzerinde etkili olduğu yönünde bulgular da mevcut. 2024 yılında Avrupa’da bazı ülkeler son yılların en düşük doğum oranlarını kaydetti. Uzmanlar, nüfusun sabit kalması için kadın başına yaklaşık 2,1 çocuk gerektiğini belirtirken, pek çok ülkede bu oran 1,5’in altında kaldı. Şili Katolik Üniversitesi araştırmacılarının yakın zamanda yaptığı bir sistematik inceleme, iklim olayları ve doğal afetlerin üreme süreçlerini ciddi biçimde aksattığını ortaya koydu. Bu etkiler, gebe kalma niyetinden hamilelik ve doğuma, doğurganlıktan ebeveynliğe kadar birçok aşamada kendini gösteriyor.
1
Elon Musk ve Anonymous Arasındaki Dijital Çatışma
2
“Old Smokers” Adı Verilen Yeni Bir Yıldız Türü Keşfedildi
3
Yağmur Olasılığı: Anlamı, Hesaplanması ve Yanlış Anlamalar
4
Google 2024 Çevre Raporu: Yapay Zeka ve Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi
5
YouTube’da Bilim Meraklıları İçin En İyi 10 Kanal