Geçen hafta küresel pay piyasalarında fiyatlamalar, Orta Doğu’daki tansiyonun müzakere masasına taşınmasıyla birlikte petrol fiyatlarındaki geri çekilmeyle desteklenen bir risk iştahı manzarası çizdi. ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin İsrail’i de kapsayacak şekilde genişlemesi, savaşın nihai olarak sona erebileceğine dair umutları güçlendirdi. Yatırımcılar, her olumlu haber akışını büyüyen bir risk iştahına dönüştürmeye çalışırken, bugün Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlayacak diplomatik temaslarıyla ilgili haberleri yakından izledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, görüşmelerin başarısız olması halinde kuvvetli bir askeri hazırlıkla karşılık vereceklerini ifade etmesi, piyasalar üzerinde belirsizlik yarattı. İran tarafı ise Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişlerin İran ordusunun denetiminde sürdürüleceğini söyledi; bu açıklama, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Brent tipi petrolün varil fiyatı çarşamba günü 88 dolar seviyesine inerken, belirsizlikler henüz tamamen giderilemedi ve hafta sonunda kapanış 91,9 dolar ile haftalık yüzde 13,7 düşüş gösterdi.
ABD tarafında açıklanan makroekonomik veriler, savaşın olası etkilerini azaltmaya dönük sinyaller arayışını sürdürdü. Enflasyon verisi, yıl bazında yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kaldı fakat enerji maliyetlerinin bu tabloya etkisi belirginleşti. Aylık enflasyon yüzde 0,9 olarak kaydedilirken, FOMC tutanakları enflasyona ilişkin yukarı yönlü baskıların ve istihdam konusunda aşağı yönlü risklerin Orta Doğu’daki gelişmelerle birlikte arttığını gösterdi.
Altın için olumlu beklentiler sürüyor. Dolar endeksinin haftalık bazda zayıflaması ve Fed’in olası duruşu konusunda piyasa beklentilerinin yumuşamasıyla ons altın, haftalık bazda yüzde 1,6 artışla 4.749 dolara çıktı.
ABD borsaları ve Avrupa piyasaları “alıcı risk” dönemi içinde oldu. S&P 500 yüzde 3,56, Nasdaq yüzde 4,45 ve Dow Jones yüzde 3,04 yükseliş kaydetti. Avrupa tarafında enerji maliyetlerindeki baskının azalmasıyla genelde olumlu bir seyir izlendi; Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde stoklar ve üretim göstergeleri yakından izlenmeye devam edildi. Avro Bölgesi’nde ÜFE’nin düşüşe geçmesiyle geleneksel enerji endişelerine rağmen piyasalarda iyimserlik korundu.
Asya’da ise risk iştahı yükseldi ve bölgede teknoloji şirketleri öncü rol üstlendi. Çin’de TÜFE’yi etkileyen enerji maliyetleri düşerken ÜFE’nin son yıllardaki artış trendi dikkat çekti. Güney Kore Merkez Bankası ise politika faizini yüzde 2,5’te sabit bıraktı ve Orta Doğu’daki belirsizliğin gelecekteki enflasyon üzerindeki etkisini sınırlandırmaya çalıştı.