Almanya Merkez Bankası Bundesbank’ın yaklaşık 3 bin 350 tonluk altın rezervine sahip olduğu biliniyor. Ons altının 4 bin 700 doların üzerinde gezindiği bir dönemde, bu rezervlerin toplam değerinin yaklaşık olarak 440 milyar euroya tekabül ettiği hesaplanıyor.

Ekonomik düşünce liderleri arasında yer alan Marcel Fratzscher, söz konusu rezervleri kriz zamanları için ayrılmış büyük bir birikim olarak nitelendiriyor ve en azından bir kısmının ihtiyaç dahilinde kullanılmasını savunuyor. Fratzscher, t-online’a yaptığı açıklamada elde edilecek gelirin vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini, ayrıca eğitim ve altyapı gibi alanlara aktarılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti.

Bu tartışma, tüketici fiyatlarının yükselişine paralel olarak gündeme geliyor. Resmi verilere göre, sürücülükle ilgili mal ve hizmetleri kapsayan Motorist Endeksi, Mart 2026’da geçen yılın aynı dönemine göre %6,7 artış kaydetti. Almanya’nın altın rezervleri nerede? sorusu, bir yanda zımni bir güven kaynağı olarak rezervlerin ulusal mı yoksa uluslararası mı kaldığı tartışmasını sürdürüyor.
Belirgin bir bölüm rezervlerin yurtdışında tutulduğu gerçeğine işaret ediliyor: yaklaşık 1.236 ton New York Fed kasalarında, 404 ton ise Londra’da bulunuyor. Bretton Woods sisteminin etkileriyle şekillenen bu konum, II. Dünya Savaşı sonrası döneme uzanmaktadır. Bundesbank, 2017 yılında Paris’te bulunan 374 ton altını yeniden Almanya’ya getirerek bazı rezervleri ülke içine taşıdı. Vergi Mükellefleri Birliği temsilcisi Michael Jäger, özellikle son dönemde ABD politikalarına ilişkin güven kaybı nedeniyle altınların da tamamen ülkeye getirilmesi gerektiğini savunuyor. Mart 2026’da AfD, parlamentoya tüm altın rezervlerinin Almanya’ya taşınması yönünde bir önerge sundu. Fakat Bundesbank, altın satışına ve rezerv yapısının değiştirilmesine karşı temkinli bir duruş sergiliyor. Banka, bu varlıkları para birimine duyulan güvenin bir temel göstergesi olarak görüyor ve uzun vadeli bir ‘çapa’ işlevi gördüğünü vurguluyor.
Altın satışına dair tartışmalara yaklaşım: Bundesbank, rezervlerin satılması yönündeki çağrılara uzun süredir mesafeli yaklaşmayı sürdürüyor. Rezervlerin bir kısmını Federal Reserve’e emanet edilmiş bir güven olarak kabul eden banka, bu güvenin sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor. Ancak Fratzscher, bu konunun riskli bir konu olarak hemen reddedilmemesi gerektiğini belirterek, “Bir Alman şansölyesi bile ‘altını şimdi satmalısınız’ diyemez” ifadesiyle yaklaşımı tartışmalı bulduğunu ekliyor. Artan ekonomik baskılar altında bu seçeneğin tamamen göz ardı edilemeyeceğini de sözlerine ekliyor.