Glokom, göz içi basıncını artırarak görme sinirine zarar veren; çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve en çok körlüğe yol açan hastalıklardan biridir. Türkiye’de milyonlarca kişinin bu hastalıkla karşı karşıya olduğu tahmin edilir; ancak hastaların çoğu farkında değildir. Erken fark edildikçe tedavi ile görme alanını ve görmeyi korumak mümkün olabilir.
Göz hekimi tarafından yapılan tetkikler ve düzenli takiple, görme sinirinde meydana gelen zararın ilerlemesi durdurulabilir ya da yavaşlatılabilir. Hastalık çoğunlukla ağrısız bir süreç olarak seyreder; bu nedenle kontrolden çıkmadan önce tanı koymak ve tedaviye başlamak kritik öneme sahiptir.
Göz içi basıncını düşürmeye odaklanan tedaviler arasında ilaçlar, lazer uygulamaları ve gerektiğinde cerrahi yöntemler bulunmaktadır. Ayrıca görme alanını koruyucu önlemler de tedavi planlarının önemli bir parçasıdır. “Normal tansiyonlu glokom” gibi farklı formları da vardır; bu durumda göz içi basıncı normal olabilir ancak görme sinirinde hasar devam eder.
En sık görülen türeklere bakıldığında, açık açılı glokom başlangıç ve orta evrelerde çoğunlukla belirti vermezken; kapalı açılı glokomda bazı hastalarda göz çevresinde ağrı, bulanık görme ve görme kaybı hissedilebilir. Özellikle akşam saatlerinde ve loş ışıkta bu belirtiler daha belirginleşebilir.
Risk faktörleri arasında diyabet, yüksek tansiyon ve lipid bozukluklar öne çıkar. Uzun süreli kortizon kullanımı da göz tansiyonunu yükseltebilir ve glokom gelişimine katkıda bulunabilir.
Glokom her yaşta görülebilen kronik bir hastalıktır; doğumsal veya genç yaşlarda görülebilen formları da bulunmaktadır. Doğumsal durumda erken müdahale ile görme kaybının önüne geçmek mümkün olabilir.
Tedaviye bağlı olarak hastalık kontrol altında tutulabilir. Bir göze glokom olduğunda diğer gözün de risk altında olması nedeniyle sürekli takip şarttır. İlaçlar, lazer ve cerrahi seçenekler her durum için uygun olmayabilir; bazı hastalarda sadece medikal tedavi yeterli olurken bazı hastalarda ameliyat kaçınılmaz olabilir.
Ailede glokom öyküsü olan kişilerin yıllık kontrol için göz muayenesine gitmeleri önerilir. 40 yaş sonrası glokom riski artar ve bu nedenle düzenli tarama önemlidir. Yorgunluk, stres veya uykusuzluk doğrudan glokomu tetiklemez; fakat stres hormonlarının salınımını artırarak basıncı yükseltebileceği için dolaylı olarak etkileyebilir. Uzun süreli ekran kullanımı ise doğrudan tetikleyici değildir, ancak yaşam tarzı değişiklikleri tedaviyi destekleyebilir.