Ülkenin dört bir yanında devam eden özelleştirme çabaları ve varlık barışlarıyla elde edilen gelirler, iktidarın finansman ihtiyacına cevap veremeyince tartışmalara neden oluyor. Araç muayene istasyonu ihalesini kazanan MOI Ortak Girişim Grubu’nda yaşananlar bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. İhalenin sonuçlandığı yıl, toplam sözleşme bedeli yaklaşık 1 milyar 720 milyon dolar olarak açıklandı; ancak imzaların atılmaması nedeniyle devletin alacağı peşin ödemeler beklemede kaldı.

İhale bedeli üzerinden hesaplandığında, KDV dahil yaklaşık 28 milyar liralık peşinatın devlete ödenmesi öngörülüyordu. Mevcut mali baskılar nedeniyle gerekli olan bu ödemeyle ilgili süreçler, iktidarın konumunu koruma ve likidite ihtiyacını karşılamaya dönük adımlarla paralel olarak ele alınıyor. 20 yıllık devri kapsayan bu iş için devir süreci 2027’de başlayacak ve yatırımcılara 2047 yılına kadar kazanç kapıları aralanacak.
İhaleyi kazanan MOI Grubu’nun iki ayrı alt grubu üzerinden yürütülen süreçte toplam bedel 1 milyar 720 milyon dolar olarak sonuçlandı. Buna ilave olarak KDV borcu da hesaba dahil edildiğinde devletin alacağı toplam meblağın yaklaşık 2 milyar 64 milyon dolar (yaklaşık 93.3 milyar TL) olduğu kaydediliyor. Şartnamaya göre bedel ya peşin ödenecek ya da peşin olarak yüzde 30’u ve kalan kısmı dört yıl taksitle ödenecek şekilde tasarlanmış durumda. Ancak şu ana kadar imzaların atılmaması, şirketin devlete karşı “kollanıyor” izlenimini pekiştiriyor ve akıl yürütmeleri bu yönde ilerletiyor.
Şirketten süre istendiği ileri sürülüyor MOI Grubu’na ortak olan yerli paydaş Met-Gün İnşaat’ın sahibi Metin Güneş’in, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Batman kökeninden olması dikkat çekiyor. Aynı zamanda Londra’daki bir ev konusundaki ortaklıkları da gündemde. Güneş’in ismi, zaman zaman kırmızı bültenle aranan Muhammed Yakut’un videolarında da geçmiş paylaşım olarak yer aldı. Uzmanlar, Met-Gün İnşaat’ın devletten süre talep ettiği yönündeki iddiaları gündeme getiriyor ve bu durumun ödemelerin ertelenmesiyle ilgili bir stratejinin parçası olup olmadığını tartışıyor.
Özetle, ihalenin tamamlanmasına rağmen sözleşme imzalarının gecikmesi, devlete ödenmesi gereken tutarın da netleşmiş haline rağmen belirsizliğini koruyor. İlgili tarafların, sürecin siyasal ve ekonomik dinamikleriyle nasıl yöneteceği merakla izleniyor.