Bugün Washington’da gerçekleşecek görüşmede Ahmed Şara, Suriye geçici yönetiminin başını çeken isim olarak ABD’nin meydan okuyan sorunlarına yeni bir boyut kazandırabilir. Şara’nın geçmişte HTŞ ile ilişkilendirilmesi ve uzun süredir BMGK yaptırımları listesinde yer alması, bu buluşmayı belki de geçmişten bugüne uzanan bir dönüm noktası haline getiriyor. Beyaz Saray’da ağırlanacağı konuşmalar, Suriye’ye yönelik uluslararası tutumun nasıl şekilleneceğini gösterecek.
Son dakika gelişmesi olarak, Trump yönetimi Şara ile ilgili yaptırımları kaldırırken, BM Güvenlik Konseyi’nin onay sürecinde Çin çekimser kalarak kararı etkiledi. Böylece Şara ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın finansal kısıtlamaları resmen kaldırıldı ve uluslararası platformlarda bir lider olarak kabul edilme süreçleri hız kazandı.
İlk buluşmanın Mayıs’ta Suudi Arabistan ziyaretine uzanan kökenleri, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın bu görüşmelerde belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor. Şara’nın Beyaz Saray’da ağırlanması planı, bu rolün giderek daha görünür hale geleceğini işaret ediyor. Görüştükleri konular arasında Suriye’nin mevcut durumunun uluslararası meşruiyet kazanması ve istikrarın sağlanması hedefleri öne çıkıyor.
Açıklanan beklentiler arasında ABD’nin Şara’dan IŞİD’e karşı koalisyon içinde daha etkin bir rol almasını sağlamak, Suriye’ye baskıyı sürdürerek güvenlik istikrarını güçlendirmek ve uzun vadede Suriye ordusunun bu koalisyon içinde daha merkezi bir rol üstlenmesi yer alıyor. Aynı zamanda İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasının imzalanması yönündeki baskıların güçlenmesi de gündemdeki konular arasında.
ABD’nin Şam’a yaklaşımı konusunda bazı kaynaklar, askeri bir varlık showcası amacıyla Şam’ın havalimanında üs kurma planlarını gündeme getiriyor. Ancak SANA’nın bu haberlerden bağımsız olarak konuyu netleştirdiği belirtiliyor; teknik görüşmeler devam ederken Amerikan kuvvetlerinin konumlandırması ve lojistik operasyonlar için hangi detayların paylaşıldığı net değil. Yine de iki taraf arasındaki diyaloglar, Şam’ın güvenlik ve siyasi konumunun yeniden tanımlanmasına yönelmiş durumda.
Türkiye açısından bu gelişme, ABD’nin SDG’yi Suriye ordusuyla entegre etme çabaları ve bölgedeki nüfuzunu pekiştirme stratejisiyle ilişkilendiriliyor. Hükümet, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması yönündeki baskıyı destekliyor ve Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolünü koruma niyetini ifade ediyor. Erdoğan, bölgesel istikrar ve ekonomik kalkınmanın Suriye’nin yeniden inşasıyla mümkün olacağına vurgu yaparken, Madrid değil Ankara’da da bu konuların gündemde olduğunu belirtiyor.
Almanya için de bu süreç, Suriyelilerin geri gönderilmesi tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Merz hükümeti, güvenlik ve entegrasyon politikalarını öne çıkarırken Suriyelilerin geri gönderilmesi konusunu farklı bir boyutta ele alıyor. Uzmanlar, Suriye’nin yeniden yaşanabilir bir ülkesi olması gerektiğini vurgulayarak, geri gönderme politikalarının risklerini hatırlatıyorlar.
1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Kritik Altyapıların Kesintiye Uğrayabileceği Günlerde Evde Nakit Bulundurmanın Önemi