Bir sabah uyandığınızda kendinizi tuhaf hissediyorsanız, banyoya giden yolu bulmakta güçlük çekiyorsanız ya da çaydanlığa şeker koyup altını açtığınızda şaşırıyorsanız, bu ilk belirtiler olabilir. Bu, Alzheimer’ın henüz teşhis edilmeden önceki erken dönem savaşının başlangıcıdır. Hastalık oldukça sinsice ilerler ve ilk dönemlerde fark edilmesi zor olabilir. Modern tıp ise bu süreci yakalamak için çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Mini-Mental State Exam (MMSE) gibi kısa ve hızlı dikkat, hafıza ve bilişsel fonksiyon testleri ilk adım olarak kullanılır. Daha ileri düzeyde ise beyin görüntüleme yöntemleri olan manyetik rezonans (MR) ve pozitron emisyon tomografisi (PET) tercih edilir. Ayrıca, bazı hastanelerde belden alınan beyin omurilik sıvısıyla beta-amiloid ve tau protein seviyeleri ölçülerek biyolojik tanı konulabilir. (Kaynak: Mayo Clinic, 2023)

Geçmişte Alzheimer tanısı için sadece beyin görüntüleme ve beyin sıvısı analizi kullanılırken, son yıllarda geliştirilen kan testleri tanı sürecinde devrim niteliğinde bir adım olmuştur. Bu testler, kandaki beta-amiloid ve tau protein seviyelerini ölçerek hastalık riskini ve varlığını belirlemeye yardımcı olur. PrecivityAD (C2N Diagnostics, ABD) ve AD-Detect (Quest Diagnostics) gibi testler, şu anda ABD’de bazı kliniklerde uygulanmaktadır. Henüz Türkiye’de yaygın kullanılmasa da, hekimlere hastalık hakkında önemli veri sağlar. Bu testler, kesin tanı koymaktan çok, risk seviyesini ve olasılığı belirleme açısından yol göstericidir. (Kaynak: Washington Post, 2023 / Alzheimer’s Drug Discovery Foundation)
Mevcut ilaçlar, Alzheimer hastalığını tam anlamıyla durdurmaz; daha çok belirtileri hafifletmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla kullanılır. Hafıza ve diğer bilişsel fonksiyonları geri getirmezler, ancak bazı işlevlerin korunmasına katkıda bulunabilirler. Kolinoesteraz inhibitörleri (donepezil, rivastigmin gibi) erken ve orta evredeki hastalarda hafıza ve dikkat seviyelerinde kısmi iyileşme sağlayabilir. Bu etkiler genellikle 6 ila 12 ay arasında gözlemlenebilir ve zamanla etkileri azalabilir. Memantin ise daha çok ileri evrede kullanılır ve beyindeki glutamat dengesini düzenleyerek sinir hücrelerini koruma altına alır. Ayrıca, ajitasyon ve saldırganlık gibi davranışsal belirtilerin hafifletilmesinde de etkilidir. (Kaynak: NIH – Alzheimer’s Disease Education and Referral Center, 2022)
Son yıllarda büyük umut vaat eden yeni ilaçlar ise, beyindeki beta-amiloid plaklarını hedef alan antikor tedavileridir. Bunlar arasında Aducanumab (Aduhelm), Lecanemab (Leqembi) ve Donanemab bulunur. Bu ilaçlar, beyinde amiloid birikimini azaltmaya çalışır ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlar. Ancak, etkinlikleri halen tartışmalı olup, yan etkileri de ciddi riskler taşır; bunlar arasında beyin ödemi (ARIA), mikrokanamalar ve yüksek maliyetler yer alır. FDA, bu ilaçlara “hızlandırılmış onay” vermiş olsa da, bilim camiası bu tedavi yaklaşımını ikiye bölmüştür: Kimileri bu gelişmeyi devrimsel olarak görürken, bazıları ise yüksek maliyet ve sınırlı etkinlik nedeniyle halen deneysel bir yol olarak değerlendiriyor. (Kaynak: New England Journal of Medicine, FDA, 2022)
İlaçların yanı sıra, yaşam tarzı ve alışkanlıklar da Alzheimer riskini azaltmada önemli rol oynar. Bilimsel çalışmalar, düzenli ve bilinçli yapılan zihinsel aktivitelerin, müzik terapisi, bulmaca ve sudoku gibi aktivitelerin, günde en az 20 dakika yapılan düzenli yürüyüşlerin ve sosyal ilişkilerin, demans riskini anlamlı derecede düşürdüğünü göstermektedir. Bu yöntemler, beyin sağlığını destekleyerek hastalığın oluşumunu geciktirebilir veya hafifletilebilir. (Kaynak: Alzheimer’s Society UK, “Non-drug therapies”, 2022)
Aşağıdaki kısa testi yaparak, kendiniz veya yakınlarınızda olası erken belirtileri tespit edebilirsiniz. 5 sorudan 3 veya daha fazlasına “evet” yanıtı verirseniz, bir uzmanla görüşmeniz faydalı olabilir:
Not: Bu test, kesin tanı koymaz; sadece farkındalık ve erken uyarı amacıyla kullanılmalıdır.