Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, probiyotik yoğurtlar, laktozsuz sütler ve fonksiyonel yoğurtlar gibi yeni nesil ürünlerin hem Türkiye’de hem de dünyada raflarda kendine yer bulduğunu belirterek, geleneksel ürünlerin pazar payının hâlâ büyüklüğünü koruduğunu; buna karşın fonksiyonel ürünlerin payının hızla arttığını ifade etti.
Yaşlanan nüfus ve artan kronik hastalıklar ile özel beslenme gereksinimlerinin yükselişi, süt bazlı tıbbi beslenme ürünleri ve mamalarının yenilikçi bir şekilde tanımlanmasına yön veriyor. Çallı, protein açısından zenginleştirilmiş içecekler, bağışıklık destekli süt peptitleri, bağırsak sağlığına yönelik probiyotik içerikler ve bireyselleştirilmiş mamalar gibi yeni nesil formüllerin şekillendiğini dile getirirken, süt biliminin sadece hasta beslenmesini değil, sağlıklı yaşam trendlerini, yaşlanma karşıtı ürünleri ve sporcu beslenmesini de etkilediğini vurguladı.
Çallı, süt ve süt ürünlerinin yenilikçi dönüşümünün toplum sağlığına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağladığını belirtti ve sektörde yenilikçi, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin geliştirilmesinin artık bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.
GELENEKSEL YÖNTEMLERLE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLARIN ETEGRESİ
Verimlilik, israfı azaltma ve çevre duyarlılığı ön planda olacak şekilde, gıda güvenliği yüksek, raf ömrü uzun ve fonksiyonel ürünler geliştirme hedefinin sektörde öncelikli olduğuna dikkat çeken Çallı, yeni teknolojilerin üretim süreçlerinin her aşamasında dönüşüm yarattığını ifade etti. Sensör tabanlı izleme sistemleri, yapay zeka destekli kontrol mekanizmaları ve akıllı tesis uygulamalarıyla maliyetlerin düştüğünü ve sürdürülebilirliğin güçlediğini belirtti. Bu gelişmelerin hayvan refahını da olumlu yönde etkilediğini sözlerine ekledi. Çallı, geleneksel yöntemlerle birlikte bu yenilikçi yaklaşımların entegrasyonunun çiftçiler ve sanayiciler için rekabet gücünü artırdığını aktardı.
Sütten elde edilen ürünlerin çeşitliliğinin her geçen gün arttığını ve tüketici beklentileri doğrultusunda yeni ürünlerin geliştirildiğini ifade eden Çallı, Türkiye’de yaklaşık 200 tür peynir bulunduğunu, dünya genelinde ise bu sayının binlerle ifade edildiğini hatırlattı. Bilimsel gelişmeler ile ileri teknolojinin sütün farklı şekillerde işlenmesini mümkün kıldığına işaret eden Çallı, probiyotik yoğurtlar, laktozsuz sütler, sporcu gıdaları ve fonksiyonel yoğurtlar gibi ürünlerin hem Türkiye’de hem dünyada hızla raflarda yer bulduğunu belirtti.
KÜRESEL SÜT EKONOMİSİNDE TÜRKİYE’NİN KONUMU
Salgın sonrasında artan sağlık bilinciyle probiyotik yoğurt ve ayran üretiminin her yıl yaklaşık %10 büyüdüğünü belirten Çallı, Türkiye’de geleneksel ürünlerin pazarda hâlâ büyük paya sahip olduğunu, fonksiyonel ürünlerin ise bu payı hızla büyüttüğünü kaydetti. Bilimsel verilerin, dünya genelinde süt ve süt ürünlerinin çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde kemik sağlığı, bağışıklık, kas gelişimi ve bilişsel performans gibi alanlarda olumlu etkilerini ortaya koyduğunu belirtti; ancak bireysel görüşlerin toplumu süt içmemeye teşvik etmesi risk oluşturduğunu ifade etti. ASÜD olarak bilimin ve toplum sağlığının yanında durmaya devam edeceklerini belirtti.
Yenilikçi ürünlerin üretimine son yıllarda kaydedilen ivmenin bir göstergesi olarak Çallı, Avrupa Birliği’ne ihracat onaylı 42 tesis bulunduğunu söyledi. Eskiden ithal edilen yüksek proteinli ve tıbbi beslenme ürünlerinin artık Türkiye’de üretildiğini ve dünyaya pazarlanabildiğini belirtti. Süt sanayisinin ihracat potansiyeli yüksek diğer sektörlerle benzer bir konuma geldiğini ifade eden Çallı, devlet destekleri ve uzun vadeli yatırım politikalarının bulunmasının, çiğ sütü dünya pazarlarına aktarmak ve çiftçiyi doğrudan desteklemek için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Türkiye’nin bugün dünyanın 8’inci, Avrupa’nın ise 2’nci büyük süt üreticisi olduğuna dikkat çeken Çallı, ancak ihracatta aynı başarıyı gösteremediğimizi belirtti. Yenilikçi ve katma değerli süt ürünlerinin ihracatını artırarak bu farkı kapatmanın mümkün olduğunu ve Türkiye’yi küresel süt ekonomisinde üst sıralara taşımanın mümkün olduğunu vurguladı.