28 Ocak 2026 Çarşamba
Yeni bulgular, yüksek tansiyonun uygun şekilde tedavi edilmesinin bilişsel bozulma riskini azaltmada kritik olduğuna işaret ediyor; bunama veya bileşenleri olmaksızın da etkili olabilir. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaynak Selekler, konuyu bilimsel bulgular eşliğinde şöyle özetliyor:

Hipertansiyon nedir? Kan basıncımız iki değerle ifade edilir: birincisi, kalbin kasılmasıyla oluşan sistolik basınçtır ve büyük tansiyondur; ikincisi, kalbin dinlenme anındaki diastolik basınçtır ve küçük tansiyondur. Normal değerler yaklaşık olarak 120/80 mmHg civarındadır. Yani hipertansiyon genelde 140/90 mmHg’nin üzerinde saptanan sürekli bir durum olarak tanımlanır ve dünya çapında kalp krizi ile inmelerin önde gelen nedenlerinden biridir.
İşte sebepler Çoğu vakada, hastaların %90-95’i altında yatan başka bir hastalık bulunmaz; bu durumda hipertansiyon birincil (nedeni bilinmeyen) olarak kabul edilir. Geri kalan %5-10’luk bölümde ise yüksek tansiyon bir nedene bağlıdır ve ikincil hipertansiyon olarak adlandırılır. En sık görülen nedenler arasında böbrek hastalıkları, adrenal bezlerinin sorunları, böbrek damarlarına olan daralmalar, aortanın doğuştan gelen dar bir bölümü ve tiroid bozuklukları sayılabilir.

Beyinde yol açtığı etkiler Yüksek tansiyon zamanla atardamarlarda gerilime neden olur; bu durum damar duvarlarının kalınlaşmasına ve sertleşmesine yol açan arterioskleroz diye bilinen süreci tetikler. Kandaki yağlar da damarları daraltabilir. Damarların daralması beyne de ulaşan besin ve oksijen miktarını azaltır; bu da beyin hücrelerinin düzgün çalışmasını zorlaştırabilir. Ayrıca yüksek tansiyon, inmeyi en güçlü risk faktörü olarak öne çıkar. İnme, beyindeki bir bölgeye kan akışının kesilmesi veya bir damar kanaması sonucu meydana gelir ve her iki durumda da beyin hücre ölümüne yol açarak vasküler demans riskini artırır.
Güçlü önlemler Gizli bir tehdit olarak kabul edilen yüksek tansiyonu mutlaka kontrol altına almak gerekir; çoğu kişi bu hastalığın farkında değildir çünkü belirti vermez. Genetik yatkınlık ve yaşla birlikte artan risk folyosunun bir parçasıdır. Ayrıca kilo, yüksek tuz tüketimi, stres ve tütün kullanımı da bu hastalığa katkıda bulunur. Akdeniz diyeti, düzenli egzersiz, sigara ve alkol tüketimini azaltma ile tuz alımını kısıtlamak etkili önlemlerdendir. Hastalığın erken teşhisi ve yönetimi için düzenli tansiyon ölçümü kritik bir adımdır.
Örnek araştırma Çin Kırsal Hipertansiyon Kontrol Projesi Faz-3 (CRHCP-3) kapsamında, 40 yaş ve üzerindeki kontrolsüz hipertansiyonlu 33.995 yetişkin üzerinde yoğun kan basıncı tedavisinin demans riskini nasıl etkilediği incelendi. Üç eyalette 326 köyde yürütülen bu çalışma, ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleriyle dört yıl süren tedavinin %15 demans riskini ve %16 bilişsel bozuklukları azalttığını gösterdi. Ayrıca Johns Hopkins Üniversitesi’nin analizleri, tansiyon ilacı kullananların alzheimer olma ihtimalinin kullananlara göre yarı yarıya daha düşük olduğunu öne sürüyor; tansiyon kontrolü olmadan yaşayanlarda ise omurilik sıvısında alzheimer biyobelirteçlerinin daha sık görüldüğünü işaret ediyor. Ayrıca sekiz yıllık takipte kan basıncının dalgalanmasının bunama riskini artırabileceği de bulundu.
ETKİLİ MÜDAHALELER Çinli araştırmacılar, hipertansiyonlu hastalarda demans riskinin azaltılmasında yüksek tansiyon tedavisinin etkili olduğuna dair güçlü kanıtlar elde ettiklerini belirtiyorlar. Oxford Üniversitesi’nden Prof. Masud Husain ise bu çalışmayı, sadece kalbi değil aynı zamanda beyni korumak için yüksek tansiyonu tedavi etmenin bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade ediyor.