24 Mart 2026 Salı
Güncel ekonomik dengelerde yapısal dönüşümlere ihtiyaç olduğunun altını çizen Bakan Ömer Bolat, Türkiye’nin AB ile Hindistan arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA) konusunda endişe edilmesini gerektirecek bir kayıp doğurmayacağını belirtti. AB ile Hindistan arasındaki STA sürecinin, Türkiye’nin gümrük vergilerini düşürmeye yönelik bir gündemi olmadığını ve böyle bir planın mevcut olmadığını özellikle vurguladı.
Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunun yeni bir fikir olmadığını ifade eden Bolat, bu ihtiyacın 2014 yılında ortaya konulduğunu ve tarafların beklentilerini tartışmaya başladığını söyledi. 1995’te yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin ekonomik dönüşümüne güçlü bir ivme kazandırdığını, Avrupa değer zincirlerine entegrasyonu derinleştirdiğini belirtti. Ayrıca AB teknik düzenlemelerine uyum sürecinin sanayi altyapısını güçlendirdiğini ve küresel rekabetçiliği artırdığını belirtti.
ANLAŞMA TÜRKİYE EKONOMİSİNİN ALEYHİNE Mİ? Bolat, AB’nin 3. ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetri ve karar süreçlerinde Türkiye’nin sınırlı katılımı gibi sorunların güncellemeyi gündeme taşıdığını ifade etti. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve AB içinde iş insanlarının serbest dolaşımı gibi konuların da bu süreçte öncelikli olduğuna işaret etti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, küresel belirsizlikler altında Avrupa değer zincirlerinin dayanıklılığını artırmak için zorunlu bir adım olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, bu güncellemenin Türkiye’nin talebi olmanın ötesinde, AB’nin tedarik güvenliği ve enerji/güvenlik riskleriyle uyumlu bir strateji olarak görüldüğünü belirtti.
Bolat, 2023’ten itibaren AB ile önceliklendirdikleri ticari sorunları olumlu sonuçlarla çözdüklerini söyledi. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğunun sorunları görüşmek ve gelecekteki iş birliğini şekillendirmek için kurulan merkezi bir çerçeve olduğunu belirten Bolat, bu platformun siyasi ve teknik zeminini oluşturan bir yapı olduğunu ifade etti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, sadece Türkiye’nin talebi değil, AB’nin de güvenli ve dayanıklı tedarik zincirlerine yönelik bir gereklilik olarak görüldüğünü ifade etti. Üretim kapasitesi ve rekabetçilik açısından AB ile ticarette dengenin korunması için önemli bir araç olarak görüldüğünü belirtti.
İHRACAT VE YATIRIMIN KAYNAĞI Bolat, AB ile ticaretin 2025 hedeflerinde dengeli bir seyir izlediğini ve AB’ye ihracatın toplam ticarette belirgin bir paya sahip olduğunu vurguladı. AB ülkelerinin Türkiye’ye yönelik toplam ihracatının 117 milyar dolar, ithalatının ise 115 milyar dolar civarında öngörüldüğünü paylaştı. Son 25 yılda Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin önemli bir bölümünün AB kökenli olduğuna işaret eden Bolat, bu durumun Gümrük Birliği’nin yatırım ve üretim zincirlerinde kilit bir rol üstlendiğini gösterdiğini belirtti. AB ile Türkiye arasındaki ticaretin, aleyhe işleyen bir yapı yerine karşılıklı faydaya dayanan bir ilişki olarak güçlendiğini ifade etti ve Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin aleyhine işlediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.
REKABET BASKISINI HAFİFLETİYOR Avrupa Yeşil Mutabakatı ile değişen rekabet dinamiklerine değinen Bolat, yeşil dönüşümün sadece çevre odaklı bir sorumluluk olmadığını, aynı zamanda pazara giriş için gerekli bir rekabet avantajı unsuru haline geldiğini vurguladı. Yeşil dönüşüm sürecinde ihracatçıların maliyetlerini minimize etmek için destek mekanizmaları geliştirdiklerini ve finansal olanakları genişlettiklerini kaydetti. Bakanlık tarafından hayata geçirilen Yeşil Mutabakat’a Uyum Projesi Desteği-Responsible Programı ile ihracatçılar için planlı ve sistematik uyum çalışmaları yürütülüyor. Ayrıca 2026’da 60 ülkeyi hedef pazar olarak belirleyen İhracatta Hedef Ülke stratejisi ve Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında lojistikten finansmana, standartlaştırmadan tanıtıma kadar geniş kapsamlı eylemler yürütülüyor.
HİNDİSTAN İLE AB ARASINDAKİ ANLAŞMA TÜRKİYE’Yİ ETKİLEYECEK Mİ? Bolat, AB’nin tedarik zinciri güvenliği çerçevesinde çeşitlendirme adımlarını sürdürdüğünü ve Hindistan ile olan STA’nın bu dinamikler içinde değerlendirildiğini söyledi. Hindistan’ın büyüklüğü ve ihracat kompozisyonu nedeniyle AB’nin mevcut tarifelerinin düşük olduğunu ve bu durumun Türkiye açısından ilk etapta AB pazarında doğrudan bir kayba yol açmaması gerektiğini ifade etti. STA ortaklarının ürünlerinde menşe kuralları önemli olsa da Türkiye-AB ticareti serbest dolaşım esasına dayanmaktadır; bu durum Türkiye’ye karşı bir rekabet avantajı sunmaktadır. Bolat, teknik düzenlemelerin tarife seviyelerinden daha kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, Türkiye’nin AB pazarına entegrasyonunun üretim süreçlerine yaygın olarak entegre olduğunu belirtti. Hindistan’dan Türkiye’ye gelebilecek ürün akışında olası bir trafik sapmasına karşı dikkatli olunacağını ve risk oluşursa gerekli önlemlerin alınacağını kaydetti.